Nikola Tesla Kimdir? Hayatı, İcatları Ve Sözleri

Nikola Tesla Kimdir Hayatı, İcatları Ve Sözleri20. Yüzyılı Yaratan Adam UFO’ların varlığına inancı yüksek olan Parsons 1946’da Moha Çölü’nde Venüslü bir yaratığa rastladığını ileri sürdü. Venüslüler o sırada çok rağbetteydi ve bazılarının dünya teknolojisini modernleştirmek üzere Venüs’ten gönderildiğine inandığı Sırp mühendis Nikola Tesla’nın (1856-1943) ölümünün üzerinden henüz birkaç yıl geçmişti. Tesla modern çağın en büyük buluşçularından biriydi; çoğu kez zamanının öylesine ilerisindeydi ki, pekâlâ başka bir gezegenden gelmiş olabilirdi. Ona “20. yüzyılı yaratan adam” payesi verildi ve günümüzün bütün elektrik şebekelerinin temelinde yatan dalgalı akım sistemini geliştirmesinden dolayı “elektriğin koruyucu azizi” lakabı takıldı. Elektromanyetik, robot bilimi, uzaktan kumanda, radar, balistik ve nükleer fizik alanlarındaki buluşlarıyla 700’den fazla patent aldı.

Bize radyoyu, x-ışını tüplerini ve flüoresan ışığını veren Tesla bobinini icat etti. Bazı fikirleri öylesine ileriydi ki, bilim dünyası henüz bunlara yetişebilmiş değildir; bir bilimci olarak neredeyse “uzaylı” yetenekleri yabancı ve başka dünyadan gelme bir kişiliğe denkti. John Dee ve Jack Parsons çılgınca zeki eksantrikler kategorisine giriyorsa, Nikola Tesla kendine özgü bir kategori içindedir. Eğer bugün doğmuş olsaydı, ağır bir obsesif-kompülsif bozukluk vakasından hareketle ona otistiklik yelpazesine giren bir tanı konulurdu herhalde. Ama 19. yüzyıl ortalarında böyle yaftalar henüz yoktu. Ruhsal bozukluk “asabiyet”e ya da “isteri”ye bağlanmakta, gerçek tuhaflıklar ise ya hoşgörüyle karşılanmakta ya da tımarhaneye havale edilmekteydi. Tesla’nın garip özellikleri, bilim camiasında asla gerçek anlamda kabul görmemesini getirdi; ayrıca çalışmalarının sağlamış olması gereken takdiri ya da maddi ödülleri de elde edemedi.

Tesla o zaman Avusturya-Macaristan’a bağlı olan ve şimdi Hırvatistan içinde kalan Smiljan’da, Sırp bir ailenin çocuğu olarak doğdu: Hem Sırp, hem de Hırvat olmak onun için bir gurur vesilesiydi. Ailedeki beş çocuğun dördüncüsü olarak, çiftlik hayvanlarıyla çevrili kırsal bir ortamda büyüdüğü ilk yılları, anılarında son derece mutlu bir dönem şeklinde yer edindi. Daha sonraları aile kedisini okşamanın yarattığı kıvılcımlara tanık olmanın kendisini elektriğin ne olduğunu anlamaya nasıl yönelttiğini anlatacaktı. “O zamandan beri seksen yıl geçti” diye yazacaktı, “ama hâlâ cevabını bulamamış halde aynı soruya kafa yoruyorum.” Tesla’lar olağanüstü hafızaya sahip olan zeki bir aileydi. Tesla’nın bir Sırp Ortodoks rahip ve şair olan babası Milutin, çocuklarının aklını kıvrak ve tetikte tutmak için zihinsel egzersizler geliştirdi.

Çarpıcı bir kütüphanesi vardı; ama kitaplarını kaybetmeye aldırmayacağını, çünkü klasik eserleri ezberlediğini söylerdi. Tesla’nın annesi Duka harfleri zar zor sökebilmekle birlikte, Sırp destanlarının binlerce dizesini ve Kitab-ı Mukaddes’ten uzun pasajları ezbere okuyabilmekteydi. Yaptığı iğne işleri çapraşık desenleriyle ünlüydü Tesla’nın aktardığma göre, sadece parmaklarını kullanarak bir göz kırpma süresinde üç düğüm atabilen biriydi. Ayrıca emek tasarrufu sağlayacak yaratıcı araçları doğaçlama yapabilme yeteneği vardı; hatta kendi mekanik yumurta prpıcısmı kurmuştu. “Sahip olduğum her türlü mucitlik becerisinin köklerini annemin etkisine bağlamam gerekir” diye yazar Tesla. Tesla’nın çocukluk döneminin büyük trajedisi ağabeyi Dane’nin bir binicilik kazasında ölmesiydi. Henüz beş yaşında olmasına karşın, çocukluğunun sonraki yılları boyunca olaya ilişkin gerçekçi kâbuslar gördü.

Dikkatli ve duyarlı bir çocuk olarak, anne babasının kederini derinden hissetti ve ne kadar çalışırsa çalışsın, zeki kardeşinin kaybıyla doğan boşluğu asla kapatamayacağının bilincindeydi. Dane ve Nikola’nın en az bir ortak seçkin yeteneği vardı: Şeyleri üç boyutlu ince ayrıntılarla kafada görselleştirmek. Unutulmaz ya da sarsıcı olayların canlı görüntüleri Tesla’nın gece ya da gündüz her an aklına gelirdi; çoğu kez bunlara bir türlü gözünün önünden gitmeyen ışık çakımları eşlik ederdi. “Bazen elimi uzatıp içlerinden geçirdiğimde bile boşlukta öylece sabit kalırlardı” diye aktarır anılarında.

Bir çocuk için can sıkıcı olsa bile, bu resim berraklığı bir mucit olarak çok işine yarayacaktı. Küçük Nikola kaza yapmaya korkunç biçimde yatkındı ve birkaç kez ölümle burun burna geldi. Kaynayan sütle dolu bir kazanın içine baş üstü düştü, bir salın altından yüzerek geçmeye çalışırken az daha boğulacaktı, yakındaki su bentlerinin birinde çavlandan aşağıya yuvarlanmaktan son anda kurtuldu, ağır sıtma ve kolera nöbetleri geçirdi. Bu şoklar, dünyanın her an başına iş açacağı yolunda genel bir duyguyu kışkırttı ve ona sıkıntı veren takıntıların uzun listesini daha da ağırlaştırdı:

Belki başıma bir toplu tabancanın dayanması durumu hariç, başka insanların saçına bir türlü dokunamazdım. Bir şeftaliye bakınca ateşim çıkardı ve evin herhangi bir yerindeki bir parça kâfur bende en keskin rahatsızlığı uyandırırdı. Yürüyüşlerde adımlarımı sayardım. Çorba kâsemin, kahve fincanımın ve yiyecek lokmalarımın içindeki küp biçimli tanelerin hesabını tutardım; aksi halde yemeğin keyfine yaramazdım. Tekrara dayalı bütün eylemlerimin ya da işlemlerimin üçe bölünebilir olması gerekirdi; bunu tutturamadığımda saatlerce uğraşı bile alsa bütün işi yeni baştan yapma gereğini duyardım.

Tesla on dokuz yaşına geldiğinde, Graz’daki Avusturya Politeknik Üniversitesinde elektrik mühendisliği okumaya gitti. Herkesi şaşırtan bir öğrenci oldu; matematik problemlerini neredeyse öğretmenlerin formülleri kara tahtaya yazmayı bitirmesinden önce çözecek yetenekteydi.


Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.