Soğuk Savaş Döneminde Türkiye Hakkında Bilgi | Konu Anlatımı

Soğuk Savaş Döneminde Türkiye Hakkında Bilgi | Konu Anlatımı

Soğuk Savaş Döneminde Türkiye Hakkında Bilgi Konu Anlatımıİkinci Dünya Savaşı devletler arasındaki ilişkileri ve güçler dengesini tümüyle değiştirdi. İngiltere ve Fransa bu savaştan galip çıkmalarına rağmen çok büyük kayıplarla karşılaştılar. Böylece dünya siyasetinde belirleyici birer güç olmaktan uzaklaştılar. ABD ve SSCB ise savaşın asıl galipleri olarak öne çıktılar ve dünyayı yeniden düzenleyecek küresel güçler haline geldiler. Bu devletlerden SSCB büyük bir insan gücüne sahip olması ve stratejik yerleri elinde tutması nedeniyle Avrupa’nın en güçlü devleti konumundaydı. SSCB savaştan sonra ordularını terhis etmemişti. Ayrıca savaş sırasında ele geçirdiği Doğu Almanya, Doğu Avrupa ve İran topraklarından çekilmediği gibi Boğazlara da hâkim olmak istemişti. işgali altında tuttuğu ülkelerde kendisine yakın partileri iktidara getiren bu devletin amacı ideolojisini tüm dünyaya yayarak etki alanını genişletmekti.

SSCB yayılmacı siyaseti nedeniyle İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefik olduğu Avrupa devletleriyle karşı karşıya geldi. Ancak savaş sonrası dönemde Avrupa’daki hiçbir devlet Sovyetleri durduracak güçte değildi. Bunun üzerine SSCB’yi durdurma ve onun gücünü dengeleme görevini ABD üstlenmek zorunda kaldı. Böylece SSCB’nin öncülüğündeki Doğu Bloku’na üye ülkeler ile ABD’nin öncülüğündeki Batı Bloku’na üye ülkeler arasında asker?, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda yeni bir rekabet dönemi başladı.

Taraflar arasında bu rekabet nedeniyle zaman zaman gerilimler çıktıysa da doğrudan sıcak bir çatışma yaşanmadı. Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından başlayan ve 1991’e kadar devam eden döneme “Soğuk Savaş” adı verildi. Soğuk Savaş başladığı sırada Türkiye yalnız bir ülke görünümündeydi. Bu durumda ülkemizin yalnızlığını sürdürmek ya da bloklardan birine dahil olmak yönünde bir karar vermesi gerekiyordu. O günlerde SSCB’nin ülkemizden toprak ve Boğazlarda üs talebinde bulunması bu karar verme sürecini hızlandırdı. Türkiye, kuzey komşusunun bu tehditkar tutumu nedeniyle ABDye yakınlaşmayı tercih etti.

Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında ABD Başkanı Harry Truman (Heri Tıruman), Sovyetlere karşı direnemeyecek durumdaki Avrupa devletlerini her bakımdan desteklemek ve güçlendirmek için harekete geçti. Bu amaçla 1947 yılında Truman Doktrini adıyla bilinen politikasını ilan etti. Arkasından da bu politika kapsamında Avrupa devletlerine ekonomik yardımı içeren Marshall (Marşal) Planı’m uygulamaya koydu. Marshall yardımı İkinci Dünya Savaşı’na fiilen katılan ve savaşta zarar gören Avrupa ülkelerine yapılacaktı. Bu şartı taşımamasına rağmen Türkiye de yardım kapsamına alınmıştı. Çünkü Türkiye hem Sovyetler Birliği hem de Batı’nın ihtiyacı olan petrol kaynaklarının bulunduğu Orta Doğu ülkeleri ile komşuydu. Diğer yandan Boğazların kontrolü de Türkiye’nin elinde bulunuyordu. Bu nedenle ABD’nin, SSCB’yi açık denizlerden ve petrol bölgelerinden uzak tutmak için Türkiye’ye ihtiyacı vardı. Türkiye de aynı şekilde SSCB’nin kendisine yönelik tehditlerinden ve egemenlik haklarını zedeleyen taleplerinden ABD’nin yardımıyla kurtulabileceğini düşünüyordu.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrasında toprak bütünlüğünü korumak ve gelişimini sürdürebilmek için Batılı ülkelerin kurduğu bütün teşkilatlara katılma esasına dayalı bir dış politika izledi. Bu nedenle ABD ve diğer Batılı devletlerin Sovyet yayılmacılığına karşı kurdukları NATO`ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) girmek istedi. Ancak Türkiye’nin bu başvurusu İngiltere ve bazı Avrupa devletleri tarafından kabul edilmedi. Bu devletler Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinin SSCB’nin tepkisine ve hatta bloklar arası bir savaşa yol açabileceğini düşünüyorlardı. Bunun üzerine Türkiye, NATO üyeliğini kolaylaştıracağı düşüncesiyle o günlerde başlamış olan Kore Savaşı’na aktif olarak katılmaya karar verdi.

Benzer Yazılar


9 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.