4 Halife Dönemi Hakkında Bilgi | Dört Halife Dönemi Tarihi

4 Halife Dönemi Hakkında Bilgi | Dört Halife Dönemi Tarihi

4 Halife Dönemi Hakkında Bilgi | Dört Halife Dönemi TarihiHz. Peygamber, İslam’ı tebliğe devam ederken Müslümanların dünyevi işlerini de düzene koymuştur. İslam Devleti’nin devlet başkanlığı ve ordu kumandanlığı görevlerini de üstlenen Hz. Muhammed’in vefatıyla İslam Devleti’nin başkanının kim olacağı sorunu gündeme gelmiştir. Çünkü Hz. Peygamber, kendisinden sonra kimin devlet başkanı olacağını söylememiş, seçimi Müslümanlara bırakmıştır. 632 yılında Hz. Peygamber’in vefatının ardından yapılan görüşmeler neticesinde, Hz. Ebu Bekir halife seçilmiş ve halk ona biat etmiştir. Dört Halife Dönemi’nde, Müslümanlar için stratejik önemi bulunan, kültür ve medeniyeti ile İslam toplumuna yararlar sağlayacağı düşünülen ülkeler ve bölgelerin fetihleri amaçlanmıştır. Ayrıca Müslüman toplum için tehdit veya İslam’ın yayılışına engel oluşturan bölgelere de askeri seferler yapılmıştır. Bu bölgelerin bir kısmı savaşılarak bir kısmı da barışçı yollarla fethedilmiştir. Yapılan fetihler sonrasında insanlara din ve ibadet hürriyeti tanınmış, zorla İslamlaştırma politikası takip edilmemiştir. Bunun sonucu olarak birçok bölgede Müslümanların hâkimiyetinin kalkmasına rağmen insanlar eski dinlerine dönmemiştir.

Hz. Ebu Bekir’in halifeliğin ilk zamanlarında İslam Devleti içerisinde karışıklıklar yaşanmıştır. İslam’dan dönerek devlete isyan eden kabilelerle Ridde Savaşlarını yapan Hz. Ebu Bekir, bu kişi ve kabilelere karşı uzun süre mücadele etmiş ve hepsini itaat altına alarak ülke içerisinde birlik ve düzeni sağlamıştır. Hz. Ebu Bekir Döneminde Arabistan toprakları dışına seferler düzenlenmiştir. Suriye’nin fethi sırasında Bizans’la 634 yılında yapılan Ecnâdeyn Savaşı ile Suriye kapıları Müslümanlara açılmıştır. Hz. Ebu Bekir’in 634 yılında vefatından sonra Hz. Ömer halife seçildi. Onun dönemi, fetihlerin yoğunlaştığı dönemdir. 636 yılındaki Yermük Savaşı ile Suriye ve Filistin coğrafyasının önemli şehirleri ele geçirilmiş ve 640 yılında bütün Suriye coğrafyası fethedilmiştir. Ardından Amr bin As komutasındaki İslam orduları Filistin’in fethini tamamlamak için Kudüs’ü kuşattı. Kudüs patriği Hz. Ömer’le görüşerek şehrin anahtarını teslim etti.  Hz. Ömer, Yahudi ve Hristiyanlara can güvenliği ve din serbestliği tanımıştır. Hz. Ömer Dönemi’nde, İran’a hâkim olan Sasaniler üzerine bir ordu gönderildi. Fakat bu ordu Iran ordusuna Köprü Savaşı diye bilinen savaşta yenildi. Bu savaştan sonra 636 yılında Kâdisiye, bir yıl sonra Cerülâ ve 642’de Nihâvend Savaşları sonucunda İrak ve İran toprakları fethedildi.

Müslümanlar, Hz. Ömer Dönemi’nde Horasan’a kadar olan bölgeyi fethetti ve Türklerle komşu oldu. Buradan Azerbaycan bölgesine ilerleyen İslam ordusu Kafkas Dağları ve Hazar Denizine kadar olan bölgeleri ele geçirdi. Bunların yanı sıra kuzey Afrika yönünde de seferler yapılmış ve Amr bin As komutasındaki ordular, Mısır’ı fethetmiştir. Ayrıca Kahire yakınlarında Fustat adı verilen “ordugâh şehir” kurularak burası Kuzey Afrika’ya yapılacak seferler için üs haline getirildi. Bundan sonra da Mısır 642 yılında iskenderiye’nin fethi ile tamamen Müslümanların eline geçti. Hz. Ömer, 644 yılında İranlı bir köle tarafından şehit edilmiştir. Onun vefatının ardından oluşturulan şura tarafından Hz. Osman halife seçilmiştir. Hz. Osman zamanında Horasan ve Azerbaycan ele geçirilerek İslam hâkimiyeti Gürcistan ve Dağıstan’a kadar genişletildi. Bu dönemde Türklerle yapılan mücadeleler, onların İslam’a girmelerine mâni oldu. Diğer taraftan Suriye Valisi Muaviye, Anadolu’da Kayseri’ye kadar sefer düzenlemiş ve kurulan donanma ile 649’da Kıbrıs’ı fethetmiştir. Bu donanma Doğu Roma ile savaşarak Zâtü’s-savâri denilen ilk deniz zaferini kazanmıştır. Hz. Osman Dönemi’nde Kuzey Afrika topraklarına da seferler yapılarak Tunus ele geçirilmiştir. Bundan sonra Kuzey Afrika’da yoğun olarak yaşayan Berberiler arasında İslam hızla yayılmıştır.

Hz. Osman’ın şehit edilmesinin ardından, Hz. Ali iç karışıklıkların yaşandığı, İslam Devleti’nin parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bir ortamda halife seçildi. Bu nedenle onun halifelik süreci fetihlerden çok İslam toplumu içerisindeki karışıklıklarla mücadele edilen bir dönem olmuştur. Dört Halife Devri’nde sadece siyasi gelişmeler ve fetihler yaşanmamış, İslam devletinin kurumları da geliştirilmiştir. Ayrıca İslami kuralların kalıcı hale getirilmesi için kültürel çalışmalar yapılmıştır. Kültürel çalışmaların ilki Kur’an’ın kitap haline getirilmesidir. Hz. Ebu Bekir Döneminde birçok hafız şehit olunca unutulmasını engellemek için Hz. Ebu Bekir ayetleri bir araya toplatmış ve Kur’an-ı Kerim kitap haline getirilmiştir. Böylelikle Kur’an-ı Kerimin günümüze kadar eksiksiz ve bozulmadan gelmesi sağlanmıştır. Hz. Ömer’in halifelik dönemi İslam Devleti’nin teşkilatlandığı dönem olmuştur. Bu dönemde İslam ülkesinin sınırlarının genişlemesine bağlı olarak siyasi hâkimiyet alanı büyümüş ve nüfus artmıştır. Bunun üzerine ülke toprakları yönetim birimlerine ayrılarak illere valiler atandı. Toplanan vergiler sistemli hale getirildi ve İslam Devleti’nin hazinesi yani Beytülmal oluşturuldu. Hz. Ömer zamanında askeri alanda da düzenlemeler yapıldı. İslam tarihinde ilk düzenli ordu ve ordugah şehirler kuruldu.

Askeri ikta sisteminin temelleri atılarak fethedilen topraklar daha verimli kullanılmaya başlandı. Hz. Ömer, orduların durumunu yakından takip etmek ve merkezle taşra irtibatını sağlayabilmek için askeri posta teşkilatını kurdu. Fethedilen yerlerde Islam’ın tam anlamıyla yerleşmesi için Arabistan’ın çeşitli yerlerinden getirdiği aileleri yerleştirdi. Basra, Küfe gibi yeni şehirler kurdu. Hz. Ömer, eğitim ve öğretime önem vermiş, fetihlerle genişleyen topraklarda okullar açarak bu okullara görevliler tayin etmiştir. Hz. Ömer zamanında Hicret (622) başlangıç kabul edilerek ilk hicri takvim düzenlenmiştir. Hz. Osman Devri’nde Kur’an nüshası çoğaltılıp diğer İslam ülkelerine gönderildi. Hz. Osman Dönemi’nde ayrıca İslamiyet’in Orta Asya’ya yayılmasını sağlamak için Horasan Valiliği oluşturuldu. Dört halife Devri’nde yapılan fetihler ve oluşturulan kurumlar Müslüman topluma maddi ve manevi önemli faydalar sağlamış, İslam kültür ve düşüncesinin oluşmasında, yeni medeniyetin teşekkülünde etkili olmuştur.

Benzer Yazılar


4 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.