Büyük Selçuklu Devleti Tarihi, Özellikleri Ve Yıkılışı Hakkında Bilgi

Büyük Selçuklu Devleti Tarihi, Özellikleri Ve Yıkılışı Hakkında BilgiOğuz Yabgu Devleti’nde subaşı olan Selçuk Bey, yabgu ile anlaşmazlığa düşünce kendine bağlı kişilerle birlikte Cend şehrine gelmiştir. Burada Selçuk Bey, boyu ile birlikte İslamiyet’i kabul etmiş ve Samanoğulları, Karahanlılar, Gazneliler gibi üç güçlü Müslüman devlet arasında kalmıştır. Selçuk Bey, Horasan bölgesinde kendisine katılan ve sayıları günden güne artan Türkmenlere yurt bulamaması ve mevcut devletlerin onun güçlenmesinden endişe duyması nedeniyle bölgede oldukça zorlanmıştır. Kuruluşa giden süreçte Selçuklular, Gaznelileri 1035’te Nesâtda, 1038’de Serahs’ta mağlup etmiştir ve 1040 Dandanakan Zaferi’yle devletin kuruluşu tamamlamıştır. Musa Yabgu, Serahs’ta; Çağrı Bey de Merv’e yerleşmiştir. Nişabur’da ise Tuğrul Bey adına cuma hutbesi “es-Sulta-nü’l-Muazzam” unvanıyla okunmuştur. Şehre gelen Tuğrul Bey, Sultan Mesud’un sarayında tahta oturarak “sultan” ilan edilmiştir. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasından sonra doğudan akın akın gelen Türkmenlere yurt bulma ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

1015-1021 yılları arasında Çağrı Bey’in yaptığı keşif seferleri ile Anadolu hakkında yeterince bilgi sahibi olan Tuğrul Bey, çareyi Türkmen boylarına Anadolu’yu hedef göstermekte bulmuştur. Bu amaçla 1043 yılında başkenti, Rey şehrine taşıyarak fetihlerin batı yönünde olacağını göstermiştir. Tuğrul Bey, gerek hanedana mensup şehzadeleri gerekse komutanları Anadolu’nun fethi için görevlendirmiştir. Görevlendirilen şehzadeler arasında, Musa Yabgu’nun oğlu Şehzade Hasan, Çağrı Bey’in oğlu Yakuti de bulunmaktadır. Bu seferler sırasında Bizans ile ilk karşılaşma Büyük Zap Suyu civarında olmuştur. Bu savaşta pusuya düşürülen Selçuklu kuvvetleri büyük bir yenilgiye uğramıştır. Başta Şehzade Hasan olmak üzere birçok asker şehit olmuştur. Mağlubiyetin ve Şehzade Hasan’ın şehadet haberini alan Tuğrul Bey çok üzülmüş, İbrahim Yınal ile Arslan Bey’in oğlu Kutalmış’ı mağlubiyetin intikam; ve Anadolu’nun fethi için görevlendirmiştir. İbrahim Yınal ve Kutalmış’ın komuta ettiği Büyük Selçuklu ordusu karşısına çıkamayan Bizans’ın Gürcistan ve Van valileri, imparatordan yardım istemiştir. Selçuklular, Liparitis komutasında birleşen Gürcü-Bizans kuvvetlerini 18 Eylül 1048’de Pasinler Ovası’nda kesin bir bozguna uğratmıştır. Bu mağlubiyet üzerine Bizans barış istemiştir.

İmparator, bu antlaşmayla Emeviler zamanında İstanbul’da inşa edilen cami ve medresenin tamir edilmesi, hutbenin Abbasi halifesi ve Büyük Selçuklu Sultan’ adına okutulması, caminin mihrabına Sultan Tuğrul’a ait ok ve yay işaretlerinin işlenmesi gibi şartları kabul etmiştir. Ancak Bizans, Abbasi halifesine ödenen verginin Selçuklulara ödenmesini kabul etmeyince iki devlet arasında anlaşma yapılamamıştır. Pasinler Savaşı’nın Bizans ve Büyük Selçuklu orduları arasında yapılan ilk önemli mücadele olduğu kabul edilir. Bu mağlubiyetle gücü kırılan Bizans, Malazgirt Savaşı’na kadar Büyük Selçukluların karşısına çıkamamıştır. Tuğrul Bey’den sonra kardeşi Çağrı Bey’in oğlu Alp Arslan 1063’te Selçuklu tahtına geçmiştir. Amcası Tuğrul Bey’in batı siyasetini devam ettiren Alp Arslan, Gürcistan üzerine sefere çıkmış ve Anadolu’yu hedef almıştır. Bizans’ın doğudaki en önemli merkezlerinden olan Ani Kalesi, uzun bir kuşatmanın ardından 1064’te fethedilmiştir. 1071 yılı, Anadolu’daki Türk varlığı için bir dönüm noktası olmuştur. Doğudaki Selçuklu sorununu tamamen ortadan kaldırmak isteyen Bizans imparatoru Romanos Diogenes (Romen Diyojen), büyük bir ordu ile harekete geçmiştir.

Halep önlerinde haberi alan Sultan Alp Arslan, Mısır Seferi’nden vazgeçerek hızla Ahlat’a ulaşmıştır. Bizans ordusunda dini ve etnik birliktelik olmadığı gibi ağır zırhlı ve hantal bir yapıda olması, Romanos Diogenes’in işini zorlaştırmıştır. Buna karşın Selçuklu ordusunun tamamı Müslüman-Türklerden ve hareketli süvari birliklerden oluşmuştur. 26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt-Ahlat arasında Rahve Ovası’nda meydana gelen savaşta Turan taktiğini başarıyla uygulayan Selçuklular, Bizans ordusundaki Türk asıllı askerlerin (Peçenek ve Uzlar) de Selçuklu saflarına geçmesiyle büyük bir zafer kazanmıştır. Bizans ordusunun büyük kısmı ortadan kaldırılmış hatta tarihte ilk defa bir Bizans imparatoru, bir Türk hükümdarına esir düşmüştür. Sultan, esir imparatora misafir gibi muamele ederek onu bir muhafız alayıyla İstanbula göndermiştir. Malazgirt sonrası imparator serbest kalmak için Sultan Alp Arslan’ın şartlarını kabul etmiş ve bir barış antlaşması imzalanmıştır. Fakat savaşın kaybedildiği haberi imparatordan önce İstanbula ulaşınca Bizans tahtında değişiklik yaşanmış ve Romanos Diogenes, yolda yakalanarak gözlerine mil çekilmiş ardından da bir manastıra kapatılmıştır. Bu olay nedeniyle yapılan antlaşma yürürlüğe girmemiştir. Başta Abbasi halifesi olmak üzere diğer İslam ülkelerine fetihnamelerle kazanılan zafer duyurulmuştur.

Abbasi halifesi, Sultan Alp Arslan’a hediyeler göndermiş ve ona “İslam Ülkelerinin Sultanı” unvanını vermiştir. Bu zafer Avrupa’nın Bizans’a yardım etmek amacıyla harekete geçmesine ve Haçlı Seferleri için hazırlık yapmasına neden olmuştur. Ayrıca Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış ve böylece Anadolu’nun fetih süreci hızlanmıştır. Sultan Alp Arslan, Malazgirt Zaferi’nden sonra İsfahan’a dönerek burada, kendisine bağlı emir ve hükümdarların tebriklerini kabul etmiştir. Daha sonra Karahanlılar üzerine sefere çıkan sultan, Maveraünnehir sınırındaki Barzam Kalesi’nde direnişle karşılaşmıştır. Kale Komutanı Yusuf el-Harezmî teslim olduktan sonra sultanın huzuruna çıkarıldığı sırada üzerinde sakladığı hançerle Alp Arslan’ı yaralamıştır. Dört gün sonra şehit olan Sultan Alp Arslan’ın cenazesi Merv’e getirilerek babası Çağrı Bey’in yanına defnedilmiştir. Sultan Alp Arslan öldükten sonra daha önce veliaht tayin ettiği oğlu Melikşah, Büyük Selçuklu hükümdarı oldu. Alp Arslan’ın kardeşi Kavurd, Melikşah’ın sultanlığını tanımadı. İki taraf arasında meydana gelen mücadeleyi Melikşah kazandı.

Sultan Alp Arslan’ın ölümünü fırsat bilerek Selçuklu sınırlarına saldıran Gazneliler ve Karahanlılar üzerine yürüyen Melikşah, her iki devleti de anlaşmaya zorladı. Ardından devlet merkezini İsfahan’a taşıdı. Sultan Melikşah Döneminde Selçuklu ülkesinin sınırları batıda ve doğuda genişledi. Batı ve Doğu Karahanlı Devletleri hâkimiyet altına alındı. Gürcistan, Kudüs, Suriye, Yemen ve Aden fethedildi. Ayrıca Malazgirt Savaşı’ndan sonra Alp Arslan’ın emri ile Anadolu’ya yapılan akınlar bu dönemde de devam etti ve Türk komutanları İzmit’e kadar Anadolu’nun büyük bölümünü fethettiler. Sultan Melikşah Dönemi’nin önemli sorunlarından birisi de Selçuklu Devleti içinde Bâtıni faaliyet merkezlerinin ortaya çıkmasıydı. Hasan Sabbah’ın gizli olarak yürüttüğü faaliyetler neticesinde Bâtıniler, 1090’da Kazvin yakınındaki Elburz Dağlan’nda Alamut Kalesi’ni ele geçirdi. Sultan Melikşah, Bâtınilere karşı mücadele etmesi için komutanlarını gönderse de 1092’de ölümüyle harekât durmuştur.

Büyük Selçuklu Devleti’nin Yıkılışı

Büyük Selçuklu Devleti Tarihi, Özellikleri Ve Yıkılışı Hakkında BilgiSultan Melikşah 38 yaşında öldüğünde geride Kaşgar’dan Marmara Denizi’ne, Kafkaslardan Yemen ve Aden’e kadar uzanan büyük bir imparatorluk bırakmıştı. Melikşah’ın ölümünden hemen sonra taht kavgaları başladı. Hanımı Terken Hatun, halifenin onayını alarak 1092’de 4 yaşındaki oğlu adına Bağdat’ta hutbe okuttu. Nizâmülmülk taraftarlarının desteklediği Melikşah’ın diğer oğlu Berkyaruk, kardeşiyle girdiği taht mücadelesini kazanarak tahta çıktı. Ancak Terken Hatun, saltanatı ele geçirmek için önce Berkyaruk’un dayısı İsmail Yakuti’yi daha sonra da amcası Tutuş’u yönetime karşı isyan ettirdi. Ülkenin batısındaki bu taht mücadelelerini kazanan Berkyaruk, bu kez de devletin doğusunda isyan eden diğer amcası Arslan Argun’u bertaraf etti ve böylece hakimiyetini pekiştirdi. Sultan Berkyaruk Dönemi’nin önemli olaylarından birisi de Haçlı Seferlerinin başlamasıdır. Türkleri Anadolu’dan atmak ve Kudüs’ü ele geçirmek amacıyla Avrupa’dan harekete geçen I. Haçlı ordusu Antakyarya kadar ilerleyerek burayı kuşattı. Şehrin Valisi, Berkyaruk’tan yardım istedi. Berkyaruk, Musul emirini bu işle görevlendirdi. Ancak Musul emiri, Haçlılarla yapılan savaşı kaybetti. Böylece Antakya’yı ele geçiren Haçlılar, Kudüs’e kadar ilerledi.

Sultan Berkyaruk’un ülkede iç düzeni sağlamasından sonra bu kez de kardeşi Mehmet Tapar 1099’da isyan etti. Kardeşler arasında meydana gelen savaşlar sonucunda Azerbaycan sınır olmak üzere Büyük Selçuklu Devleti ikiye bölündü. Batı kısmına Mehmet Tapar, doğu kısmında ise Berkyaruk sultan oldu. Sultan Berkyaruk, on iki yıl süren saltanatı boyunca sürekli taht kavgaları yaşamış ve 1104 yılında daha 25 yaşındayken ölmüştür. Berkyaruk’un ölümünden sonra Mehmet Tapar Selçuklu tahtını 1105’te ele geçirdi. Ardından hanedan üyelerinin isyanlarını bastırdı. Bu dönemde Suriye ve civarındaki Haçlı devletleri ile mücadele edildi. Ayrıca Sultan Mehmet Tapar, gittikçe gelişen ve devlet için tehdit haline gelen Bâtınî faaliyetlerine karşı ciddi tedbirler aldı ve Bâtınileri rahatsız edici seferler düzenlendi. Ancak Mehmet Tapar’ın 1118 yılında ölümü üzerine bu seferler sonuçsuz kaldı. Mehmet Tapar öldükten sonra kardeşi Sencer tahtı ele geçirdi. Sultan Sencer, Selçuklu Devleti’ni yeniden düzenleyerek “Sultan-ı Azam” unvanını aldı. Bu dönemde Selçuklular, Gaznelilere ve Karahanlılara karşı yeniden hakimiyet sağladı.

Karahanlı Hükümdarı Mahmut ile idaresi altındaki Türk boylarından olan Karluklar arasında anlaşmazlık çıktı. Mahmut, Sultan Sencer’den yardım isterken Karluklar da Karahitaylardan yardım istedi. Sonuçta Selçuklu ve Karahitay kuvvetleri arasında 9 Eylül 1141’de Katvan Savaşı meydana geldi. Hayatındaki ilk yenilgisini burada alan Sultan Sencer’in ordusu, bu savaşta tamamıyla dağıldı ve Karahitaylar bütün Maveraünnehir’i istila etti. Bu mağlubiyet Selçuklu Devleti ve İslam dünyası için ağır bir yenilgi oldu ve Selçuklular yıkılma sürecine girdi. Sultan Sencer, bu süreçte ülkesinde yaşayan Oğuzlar ile vergi ödeme konusunda bir anlaşmazlık yaşadı. Bu anlaşmazlık sonucunda iki taraf arasında Belh’te (1153) meydana gelen savaşı Sencer kaybetti ve Oğuzlara esir düştü. 1156’da esaretten kurtulan Sencer’in 1157 yılında ölmesiyle Büyük Selçuklu imparatorluğu tarih sahnesinden çekildi. Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılmasıyla ortaya çıkan devletler ve atabeylikler şöyledir:


2 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.