İlk Helikopteri Kim Buldu (İcat Etti) | Ne Zaman? Tarihçesi | Hakkında Bilgi

İlk Helikopteri Kim Buldu (İcat Etti) Ne Zaman Tarihçesi Hakkında BilgiFransız Louis ve Jacques Br6guet (1880-1955)kardeşler ile yine Fransız Paul Cornu birbirlerinden bağımsız olarak 1907 yılında ilk helikopterleri havalandırmayı başardıklarında havacılık tarihinde de yeni bir sayfa açılmış oldu. Aslında, o yıllar, yüzyıllar boyunca insanların en büyük düşlerinden birinin, kuşlar gibi uçmak isteğinin, gerçekleşmesi yönünde çok önemli adımların atılmış olduğu bir dönemdi. Gerçi bunlar çok yeni gelişmelerdi. Örneğin, havadan daha ağır çeken ilk uçak henüz 17 Aralık 1903’te uçmuştu. Ama belirleyici adım atılmıştı. İnsanlar artık bir yerden bir yere uçarak gitmelerini sağlayan bir araç yapmayı başarmışlardı. Bununla birlikte önemli bir sorun hemen kendini belli etmişti. Uçaklar ancak uzun bir pistte hız aldıktan sonra havalanabiliyorlar, inmek için de yine uzun bir pisti zorunlu kılıyorlardı. Olduğu yerde dikine havalanabilen, havada asılıymışçasına durabilen ve hemen her yere dikine inebilen bir araca da gereksinim vardı. Helikopter bu gereksinimi karşılayacaktı. Uçaktan farklı bir teknikle hareket edebiliyor olması buna olanak sağlayacaktı.

Bir motor tarafından çalıştırılan ve “rotor” yada “döner göbek” denilen bir aygıtın helikopterin tepesindeki pervaneyi yatay olarak döndürmesiyle havada dengede durma ya da ileri geri gitme sağlanmaktadır. Ancak helikopterin havada kendi ekseni çevresinde dönmemesi için rotorun bulunduğu ucun karşıt ucunda ana motora bağlı olarak çalışan ve gövdenin dönmesini önleyen yatay eksenli bir küçük pervane bulunur. Ama eğer helikopter iki rotorluysa bunlar birbirlerini ters yönde döndürecekleri için küçük pervaneye gerek kalmadan aracın dengesi sağlanmış olur. Helikopterin dikine havalanabilmesi rotorun pervane kanatçıklarının yüzeyine eşit şiddette bir kuvvet uygulamasıyla sağlanır. Pervanenin dönüşünün hızlanması aracı yükseltir, yavaşlaması da alçaltır. Yatay olarak yapılan yer değiştirmelerde ise pervane gidilmek istenen yöne doğru eğilir. Kuşkusuz ilk helikopterler oldukça ilkeldi. Dengeli bir şekilde uçamıyorlardı. Fakat II. Dünya Savaşı sırasında bu alanda askeri gereksinimlerin de dürtüsüyle önemli gelişmeler gerçekleştirildi. Rus asıllı Amerikalı İgor İvanovich Sikorsky (1888-1972) 1943 yılında “R-4” adını verdiği modelden seri halinde üretti. Uzak doğu’daki askeri harek”atlarda kullanılan ve büyük yararı görülen helikopter savaş. ertesinde askeri ve sivil amaçlarla kullanılmak üzere daha geniş ölçekte üretilmeye başladı.

Askeri amaçlarla helikopter ilkin birliklere havadan komuta etmekte, yaralı ve mesaj taşımakta kullanılmıştı, Bunlar tek kişilik hafif helikopterlerdi. Günümüzde de böyle hafif helikopterlerden yararlanmak sürdürülmekle birlikte savaş sonrası dönemde “orta” ve “ağır” olarak nitelenen helikopterler de yapılabilmiştir. Bunlar çok sayıda personel ve yük taşımakta kullanılmışlardır. Bu görevi& ilk kez Fransızlar tarafından Cezayir Kurtuluş Savaşı sırasında kullanılmışlardır. Giderek bütün ülkelerde silahlı kuvvetlerin ayrılmaz bir parçası haline gelen helikopterler, .kara kuvvetlerinde, komanda birliklerinde, hava kuvvetlerinde ve deniz kuvvetlerinin denizaltı avlama görevlerinde başarıyla kullanılmaktadırlar. Helikopterin önemli bir zayıflığı, kendi kendini savunmasının yetersizliğidir. Makineli tüfeklerle, hatta son model helikopterlerde görüldüğü gibi, kısa menzilli güdümlü mermilerle donatılmış olmakla birlikte karşı tarafın açacağı ateşe karşı yapabileceği fazla bir şey yoktur. Bu zayıflık, hızının ve özellikle de manevra yeteneğinin uçaklarla kıyaslanamayacak kadar yetersiz oluşundan ileri gelmektedir. Tankları ya da denizaltıları tahrip etmekte, havadan indirme harekâtları yapmakta çok etkili olan helikopterler bu zayıflıklarından ötürü aynı zamanda ağır kayıplar da vermektedirler. Bu yüzden helikopter kullanımından etkili sonuçlar alınması önceden hava egemenliğinin sağlanmış olmasına bağlıdır.

Bütün yetersizliklerine, zayıflıklarına karşın sağladığı yararların daha ağır basmasından ötürü helikopterlerin askeri birliklerde kullanımı her geçen gün artmaktadır. Hatta uçak gemilerinden sonra denizaşırı harekâtlarda yararlanmak üzere helikopter gemileri yapılmıştır. Helikopterin sivil hizmetlerde kullanımı da son derece geniş bir çeşitliliğe sahiptir. Ulaştırmadan kara yollarının denetlenmesine, kıyı korumadan ormanları gözlemeye, polisiye görevlerden cankurtaran ve itfaiye hizmetlerine kadar helikopterden yararlanıldığı gibi yüksek gerilim hatlarının denetiminde, tarımsal ilaçlama ve tohum ekmede, maden aramalarında, fotoğraf ve film çekimlerinde de yine helikoptere başvurulmaktadır. Helikopterlerin ağırlıkları, hatları ve biçimleri de bu hizmetlere göre değişen özellikler göstermektedir. Son yıllarda helikopterlerden çok kısa mesafeler arasında çok ağır yükler taşımak üzere giderek artan oranlarda yararlanıldığı gözlemlenmektedir. Örneğin Sovyetler Birliği’nin “Mil Mi 6- adı verilen helikopterleri 10 tonun üstünde yük taşıyabilmektedirler. Helikopterin kendi ağırlığıyla birlikte bu 40 tonu bulmaktadır.

Günümüzde dünyada helikopter kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Yapılan hesaplara göre 1980 yılında yaklaşık 45.000 helikopter vardı ve bunlara her yıl 3.000 yenisi eklenmektedir. Fakat helikopter yapımı ABD, SSCB ve Fransa başta olmak üzere birkaç ülkede toplanmıştır. Yapımcılar benimsenmiş modellerin üretiminin yanı sıra sürekli yeni arayışlar içindedir. Çözümlenmeye çalışılan başlıca sorunlardan biri saatte 450 km hızın üstüne çıkabilmektir. Bugün en hızlı helikopterler genellikte saatte 300 km hız yapmaktadır. Fransız “Alouette” helikopterleri 8.000 m yüksekliğe tırmanmayı başarmakla birlikte hız konusunda önemli bir fark göstermemektedirler. Lockheed firmasının yapmaya uğraştığı uçak ile helikopter arası bir araç bu özelliğinden dolayı “combined” (birleşik) diye adlandırılmıştır.

Kod adı “XH-51” olan yeni araç 5,10 m uzunluğundadır ve saatte 484 km hıza erişebilmektedir. Ama bu başarı 1.200 kg lık bir itim gücü veren turboreaktör bir motorun eklenmesiyle sağlanmıştır ki bu haliyle araç helikopterden çok uçağa yakındır. Bu yaklaşımın değişik çeşitlemeleri üzerinde çalışıldığı gibi “convertible” (dönüşebilir) denilen, alçak hızlarda ve iniş-kalkışta helikopter özelliği gösteren ama belirli bir yükseklik ve hızdan sonra uçağa dönüşen yeni bir model üzerinde de yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Örneğin Amerikan Bell firması bu tür bir aracı denemiştir. Aldığı sonuca göre saatte 600 km’nin üstünde bir hıza erişebilmeyi ummaktadır. Ancak bütün bunlar henüz deneme aşamasındadır ve şimdilik tasarımıyla, tekniğiyle yeni hiçbir model işletmeye alınmamıştır.


2 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.