Oğuzların (Türklerin) İslamiyeti Kabulü | Hakkında Bilgi

Oğuzların (Türklerin) İslamiyeti Kabulü | Hakkında Bilgi

Oğuzların (Türklerin) İslamiyeti Kabulü | Hakkında BilgiOğuzlar; Türkiye, Azerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan Türklerinin ataları olarak bilinir. Oğuz adına ilk defa Kök Türk Kitabeleri’nde rastlanmaktadır. Kelimenin kökeni hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan, ok kelimesiyle en eski Türkçe’de çokluk eki olan “z” den oluşan okuzdan (oklar) geldiği hakkındaki görüş en güçlü olanıdır. Kök Türk Kitabeleri’ne göre Oğuzlar, (İslam kaynaklarında Guz) dokuz boydan meydana gelmiş bir budundur. Bundan dolayı Tokuz (Dokuz) Oğuz diye de anılır. Kök Türk hanedanından Kutluk Kağan, devleti yeniden kurmaya çalıştığı sırada eski Türk yurdundaki en güçlü budun Tokuz Oğuzlardı. Ancak Kök Türkler zamanla Oğuzlar’ kendilerine tabi kıldılar. Bilge Kağan devrinde (716-734) Oğuzlar, doğrudan doğruya ona bağlıydı. 744 de Kök Türk Devleti yıkıldı ve yerini Uygur Devleti aldı. Bunun üzerine Uygur hükümdarı Köl (kül) Bilge Kağan, Tokuz Oğuzların başbuğu tayin edilen oğlu da Moyençor (Moyunçor) unvanlyla anılmaya başlandı.

X. yüzyıl başlarında Oğuzların elinde Yenikent, Huvare ve Cend gibi şehirlerin yanı sıra Karlukların idaresindeki bazı yerlerde Müslüman gruplar bulunuyordu. Bu gruplar, bulundukları bölgelerdeki Türkler ile iyi münasebetler kurmuştur. Oğuzlar, medeni seviyesi yüksek olan bu Müslümanlardan İslam dininin esaslarını öğreniyordu. Dolayısıyla X. yüzyılın ikinci yarısında, Oğuzlar arasında İslamiyet’in yayılmaya başladığı söylenebilir. Samanoğullan Devleti Şehzadesi Ebu İbrahim (Muntasır), Maveraünnehir’i Karahanlıların elinden almak için Oğuz yabgusu ile bir anlaşma yapmış ve bir süre sonra yabgu, Müslüman olmuştur.

d

Oğuzlar arasında İslamiyet ancak XI. yüzyılda hakim bir din haline gelebilmiştir. Oğuz boylarından Müslümanlığı kabul edenleri, etmeyenlerden ayırmak için onlara Türkmen adı verilmiştir. XIII. yüzyıl başlarından itibaren artık Türkmen tabiri her yerde Oğuz’un yerini almıştır. Oğuzlar, Tuğrul Bey önderliğinde yeni bir Müslüman Türk devleti olan Selçuklu Devleti’ni kurdu. Selçuklu Devleti’nin kurulmasından birkaç yıl sonra on bin çadırlık bir Türk topluluğu Müslüman oldu. 1040 Dandanakan Savaşı’nı kazanarak Iran’da tek siyasi güç haline gelen Tuğrul Bey, Şii Büveyhilerin baskı altında tuttukları Abbasi halifesini bu baskıdan kurtararak bozulan İslam birliğini yeniden sağladı. Selçukluların Anadolu’ya hakim olmaya başlaması ve burayı İslamlaştırması üzerine Papa önderliğindeki Batı dünyası, Türk-İslam dünyası üzerine Haçlı Seferleri düzenledi. Bu dönemde Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanması üzerine Türkiye Selçuklu Devleti, Anadolu’da bağımsızlığını kazandı. Türkiye Selçukluları, Suriye ve Filistin’deki diğer Türk emirlikleriyle birlikte Haçlı Seferleri’ne karşı İslam dünyasını başarılı bir şekilde korudu. Ayrıca Türkiye Selçukluları, Anadolu’yu yaptıkları imar faaliyetleri ile bayındır hale getirdi.

Selçuklularla kısmen sağlanan İslam birliği XIII ve XIV. yüzyıllarda tekrar bozulmaya başladı. Doğudan gelen Moğol istilası, Türkiye Selçuklu Devleti’nin parçalanmasına neden olmuş ve Anadolu’da birçok beylik ortaya çıkmıştır. Bu beyliklerden birisi olan Osmanlı Beyliği süratle gelişerek bir cihan devleti haline geldi. Osmanlı Devleti, İslam dünyasının lideri olarak Avrupa’da İslam kültürünün yayılmasını sağladı. Türklerin İslam’a hizmetleri yalnız siyasi, asker? ve idari sahalarda olmamıştır. Türklerin, İslam medeniyetinin gelişmesine önemli katkıları olmuştur. Örneğin eski Yunan felsefesinin İslam fikir hayatında ilk gerçek temsilcisi sayılan Farabi, Oğuzların yaşadığı Farab şehrinde doğmuştur. Ayrıca Selçuklular Dönemi, eğitim ve öğretim kurumları açısından çağının bir dönüm noktası olmuştur. Daha önce dağınık ve özel olarak yapılan öğretim, ilk defa Alp Arslan zamanında bir programa bağlanarak devlet himayesine alınmıştır. Devrin ilim ve fikir adamları ülkedeki eğitim kurumlarına davet edilmişler ve orada maaşlı müderrisler olarak hizmet vermişlerdir. Öğrencilere de maaş bağlanmış, onların istifade etmeleri için zengin kütüphaneler kurulmuştur. Bu dönemde, siyasete, coğrafyaya ve İslam hukukuna ait bir çok eser yazılmıştır.

Benzer Yazılar


23 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.