Osmanlı Devletinde Fikir Akımları Ve Temsilcileri | Hakkında Bilgi

Osmanlı Devletinde Fikir Akımları Ve Temsilcileri Hakkında Bilgi1900’lere doğru ekonomik ve toplumsal koşulların gittikçe kötüleşmesi, toprak kaybının sürmesi ve “Hasta Adamın mirasına göz dikmiş büyük devletler arasındaki çatışmalar Osmanlı İmparatorluğunda çeşitli kurtuluş formülleri çevresinde kümelenmelere yol açtı. Genç Osmanlılarla başlayıp II. Abdülhamit döneminde, (1876-1908) yoğunlaşan siyasal örgütlenme, temelde üç düşünce akımına dayanıyordu: Batıcılık, Türkçülük, İslamcılık. Özellikle 1900’den sonra, siyasal çözümlerden edebiyattaki yeniliklere, hemen bütün arayışlar bu akımların güdümünde gelişti. Batılılaşma hareketlerinin ikinci aşaması olan meşrutiyet düşüncesini savunan Genç Osmanlılar, ilk kez devletin yapısına yönelik bir eleştiri getiriyorlardı. imparatorluk değişik etnik unsurlardan oluştuğu için siyasal birliği geliştirmek amacıyla Osmanlılık düşüncesini benimsediler.

Batı’da geliştiğini gördükleri milliyet düşüncesi ise Türklük konusunda düşünmelerini gerektirdi. Ayrıca devletin teokratik yapısı İslamcılığa yol açtı. Sonunda Genç Osmanlılar , Osmanlılığın öne alındığı telifçi bir yolu benimsediler. 1890’lara gelindiğinde, içte baskı, dışta denge siyasetini uygulayan II. Abdülhamit yönetimini yıkma girişimleri gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kuruluşundan (1889) sonra arttı. Yeni kurtuluş yolları arayan aydınlar ve sanatçılar arasında düşünce ayrılıkları ve gruplaşmalar görüldü. Bunda, imparatorluğun parçalanmasının durdurulamayışı ilk etkendir. Türkçülük de, İslamcılık da Osmanlılık düşüncesine karşı geliştirilmiş, kurtuluş için yeni siyasal dayanaklar aranmıştır. Ayrıca her iki düşünce akımı, gerek II. Abdülhamit, gerekse Batılı güçler tarafından desteklenmiştir. Saray, siyasal hasmı saydığı Genç Osmanlılar’a karşı İslamcıları desteklemekle yetinmiyor, Türkçülere de göz yumuyordu.

Üstelik her iki düşünce, gerçekleştirmek istedikleri amaçlar açısından İngiltere ve Çarlık Rusyası’nın çıkarlarına ters düşmekteydi. İslamcılık İngiltere’nin Orta doğu egemenliğini tehdit ediyor, Türkçülük de Rusya’daki Türkleri gündeme getiriyordu. Bu durum, II. Abdülhamit döneminde önemli imtiyazlar sağlamış Alman sermayesinin işine gelmekteydi. Bu nedenle Almanlar İslamcılığı ve Türkçülüğü hem düşünsel, hem parasal olanaklarıyla desteklediler. Öte yandan Rusların Balkanlar’da Slavcılığı, İngilizlerin de Mısır’da Arap milliyetçiliğini desteklemeleri, başlangıçta dil ve tarih alanlarındaki çalışmalarda görülen Türklük düşüncesinin siyasal boyutlar kazanmasında etkili oldu.


Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.