Rusya – Japonya Savaşı (Muharebesi) Hakkında Bilgi

Rusya - Japonya Savaşı (Muharebesi) Hakkında BilgiOn dokuzuncu yüzyıl sonlarında Çin’i nüfuz bölgelerine bölme çabalarında iki büyük sömürgeci güç, İngiltere ile Fransa arasında bir anlaşma sağlanmış gibiydi. Buna karşılık, paylaşım mücadelesine daha geç katılan Japonya ile Rusya arasında da Çin ve Kore toprakianyla ilgili bir çatışma kaçınılmaz görünüyordu. Japonya 1894’te Kore’ye müdahale ettiği . gerekçesiyle Çin’e savaş açmış, Mançurya’daki Port Arthur limanı ile Formoza Adasını ele geçirmişti. Ama bu limanın büyük stratejik öneminden ötürü Batı devletleri Japonya’ya diplomatik baskı yaparak Port Arthur’u bırakmasını sağlamışlardı. 1900’deki Boxer isyanı sırasında Rusya Çin’e yardım bahanesiyle Port Arthur’a girmiş ve limanı kendi: deniz üssü olarak kullanmaya başlamıştı. Batı devletlerinin Rusya’ya itirazları ve 1902’de soruna çözüm bulmak amacıyla Petersburg’da yapılan görüşmeler de sonuç vermeyince Japonya bir ültimatom vermiş, Rusya’da buna sert bir yanıt göndermişti. Japonya, zaten Rusya’nın Mançurya’daki varlığını açık bir kışkırtma olarak görüyordu; aldığı sert karşılıktan sonra Rusya’ya savaş açmaya kesin karar vermişti.

Rus yönetimi ise, kolayca kazanabileceğini sandığı böyle bir savaştan, içerideki muhalefeti bastırmak amacıyla da yararlanabileceğini düşünmekteydi. Savaş bir “Pearl Harbour provası” gibi başladı. Japonlar, Rus askerlerinin bölgeye kolayca aktarılmasını sağlayacak olan Transsibirya demir yolunun bitiş tarihi olan 1905:ten önce saldırmaya karar vermişlerdi. Japon donanması, açıkça savaş ilan etmeden, 8 Şubat 1904’te Port Arthur’daki Rus deniz filosuna apansız bir gece baskını düzenledi. İki Rus zırhlısını batırdı. Ertesi gün de savaş ilan etti. Rusya, bu ilk moral bozucu deneye karşın, birkaç hafta sonra bölgeye yeni filo komutanı Amiral Makarov’u gönderdi. Makarov kısa süreli bir denge kurmayı başarır gibi oldu. Ama-nisan ortalarına doğru Japonlar onu bir mayın alanına çektiler; Makarov’un sancak gemisi, içinde kendisi de olduğu halde, Port Arthur’daki Rus askerlerinin gözleri önünde havaya uçtu. Bu arada savaşın ilk gününde Kore’nin güneybatısına çıkmış olan Japon kara kuvvetleri Yalu’ya doğru ilerliyorlardı. O sırada Rusya’nın bölgede 100.000 askeri vardı; Japon ordusu ise yedeklerle birlikte 300.000 kişiydi. Rus genel komutanı General Kuropatkin Rusya’dan destek gelinceye kadar geri çekilmeyi düşünüyordu; ama önerisi kabul edilmedi.

Ruslar 1 Mayıs’ta Yalu’da büyük bir yenilgiye uğradılar. Kısa sürede Mançurya’ya yeni Japon birliklerinin gönderilmesiyle, Port Arthur’un kara bağlantısı kesilmiş oldu. Bundan sonra General Oku komutasındaki üç tümenlik Japon 2. Ordusu Port Arthur’un bulunduğu Liaotung Yarımadasının kuzeyine çıktı. Haziran başında da General Nogi’nin Üçüncü Ordusu, Port Arthur’un çok yakınındaki Dairen’e çıktı. Japonlar, Port Arthur kuşatmasının komutasını Nogi’ye bırakarak kuzeye, Kuropatkin komutasındaki asıl Rus ordusuna doğru ilerlemeye başladılar. Bu cephede, Telissu ve Liaoyang’da ağustos ayındaki ilk muharebelerde Japonlar üstünlüklerini sürdürdüler. Kuropatkin’in yeni birliklere ihtiyacı vardı; ama Petersburg’daki Rus yönetimi, yenilginin yurt içinde bir ayaklanmaya neden olmasından korktuğu için en iyi birlikleri Avrupa kıtasında bırakıyor, Mançurya’ya eğitimsiz yedek birlikleri gönderiyordu. Yine de Rus ordusu, sırf sayısal üstünlükten ötürü Japonlara karşı uzun bir süre daha direnebildi. Bu arada Port Arthur’daki Rus kuvvetleri uzun süren bir kuşatma sonunda 2 Ocak 1905’te General Nogi’ye teslim olmuşlardı. Bundan sonra Çar-Ek yönetimi paniğe kapılacak, yanlış üstüne yanlış yapacaktı. Özellikle, Rus donanması ile kara kuvvetleri arasındaki bağlantı bir türlü kurulamayacaktı. Eylül ayında Liaoyang’da General Oyama komutasında birleşen üç. Japon ordusu 1904 sonbahar’ boyunca Mukden’e doğru ilerlemişti.

21 Şubat 1904’te başlayan ve 20 gün süren Mukden muharebesinde Kuropatkin, yeterli destek alamadığı için yenildi. Ne var ki, Japon ordusu da gücünü tüketmek üzereydi ve Batıdan asıl Rus yedekleri Mançurya’ya yeni yeni ulaşmaya başlamışlardı. Bu yüzden, Japonya da savaşın bir barış anlaşmasıyla sona erdirilmesine karşı değildi. Bu sırada, Ekim 1904’te Port Arthur’a gitmek üzere Baltık Denizi’nden hareket eden Rus Baltık filosu 7 ay içinde Kuzey Buz Denizini aşarak Mançurya kıyılarına gelebilmişti. Ama geldiğinde Port Arthur çoktan Japonlara teslim olmuştu. Bu yüzden Baltık filosu Port Arthur yerine Vladivostok’taki Rus üssüne yöneldi. Japon kruvazörleri Rus filosunu 27 Mayıs 1905’te Tsuşima Boğazından geçerken saptadılar. Amiral Togo komutasındaki Japon filosu hiç beklemeden saldırdı. İki filo arasındaki ilk çatışmada, üstünlük hemen Togo’ya geçti. Japonya, daha önce Çin’le bir deniz savaşı deneyi geçirdiği, büyük savaş gemileri İngiltere’de yapıldığı ve deniz subaylarının çoğu da İngiltere’de eğitim gördüğü için, denizde karadan daha büyük bir avantaja sahipti. Üstelik, Rus top mermileri çoğu zaman patlamıyordu. 24 saat süren Tsuşima deniz muharebesi sonunda Rusların 12 gemisi battı, 4’ü Japonların eline geçti, 3’ü de tarafsız limanlarda gözaltına alındı. Baltık denizinden yola çıkan filodan ancak iki destroyer ve bir hafif silahlı yat Vladivostok’a varabildi.

28 Nisan sabahı, Rus filosu, hemen hiç yara almamış olan Togo’nun filosuna teslim olmuştu. Bu Rusların aldığı en ağır yenilgiydi. Son umutların Baltık filosuna bağlayan Rus yönetimi bu bozgun karşısında çaresiz kalmıştı; grevler, köylerde toprak işgalleri başlamıştı. Japonya ise, Mançurya’da Mukden zaferine karşın gücünün sonuna gelmişti. Rusya’nın da bir barışa karşı olmadığı anlaşılıyordu; böylece Japonya ABD Başkanı Theodor Roosevelt’ten aracılık yapmasını istedi. İki taraf, ABD’nin Portsmouth kentinde görüşme masasına oturdular. Rus başdelegesi Kont Witte, ABD kamuoyunu kendi yanlarına çekebilmek için çok çalışıyordu ve bunda başarılı da ,olmuştu. Çok kısa bir süre önce Japonya’yı haklı bulan ABD, Japon delegelerine Rus koşullarını kabul etmeleri için baskı yapmaya başladı. Amerika’nın desteği olmadan uzun dönemde başarılı olamayacağını anlayan Japonya da Kore’de Japon egemenliğinin kabul edilmesi, Rus’ların Güney Sakhalin ve Mançurya’dan çekilmesi koşuluyla anlaşmaya razı oldu.

5 Eylül 1905’te imzalanan Portsmouth anlaşması, Japonya’nın Kore’deki gkarlar’ını tanıyor, Liaotung Yarım adasının kullanma hakkını, Doğu Çin Demir yolunun güney kısmını ve Sakhalin Yarım adasının güneyini Japonya’ya bırakıyordu. Japon delegeleri bir savaş tazminatının ödenmesini de istiyorlardı ama Rusya buna kesin olarak karşı çıkmıştı. Büyük bir Avrupalı devleti yenmenin coşkusu içindeki Japon kamuoyu ise bu kısmi gerileme karşısında bile öfkeye kapılacak, Japonya’da sokak gösterileri ve çatışmalar meydana gelecekti. Ama Japonya bu savaş ve anlaşmayla ilk kez bir “büyük güç” statüsüne kavuşmuştu. 1910’da Kore’yi bütünüyle ilhak ederek Doğu Asya’da en büyük askeri güç olduğunu ilan edecekti.


3 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.