Cumhuriyetçilik İlkesi Nedir? Özellikleri Hakkında Bilgi

Cumhuriyetçilik İlkesi Nedir Özellikleri Hakkında BilgiCumhuriyetçilik, devletin cumhuriyetle yönetilmesini öngören bir ilkedir. Cumhuriyeti benimsemeyi ve onun en iyi yönetim biçimi olduğuna inanmayı ifade eden bu ilke cumhuriyetin korunması ve yüceltilmesini amaçlar.

Cumhuriyet millete dayanan, gücünü milletten alan bir yönetim şeklidir. Egemenliğin yani karar alma yetkisinin millete ait olduğu bu yönetim şeklinde herkesin seçme ve seçilme hakkı vardır. Buna göre başta cumhurbaşkanı olmak üzere devleti yönetenler seçimle iş başına gelir. Cumhuriyet rejiminde en önemli devlet organı milletin seçtiği temsilcilerden oluşan meclistir. Hükümetin iş başına gelmesi, kanunların yapılması, milletlerarası antlaşmaların onaylanması gibi ülkeyi ilgilendiren her konuda son sözü söyleme yetkisi meclisindir. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk bu konuyla ilgili şunları söylemiştir:

“Memleketin mukadderatında yegane salahiyet ve kudret sahibi olan Büyük Millet Meclisi, bu memleketin düzeni için, iç ve dış güvenliği ve dokunulmazlığı için en büyük teminattır. Büyük milli dertler, şimdiye kadar ancak Büyük Millet Meclisinde Şifa buldu. Gelecekte de yalnız orada kesin tedbirlerini bulabilecektir.”

Cumhuriyet halkın kendi kendisini yönetmesidir. Cumhuriyet yönetimlerinde egemenlik bir kişiye veya zümreye değil, halkın tamamına aittir. Atatürk, toplumumuzda ayrıcalıklı sınıfların bulunmadığını dikkate alarak cumhuriyetin milletimiz için en uygun yönetim şekli olduğuna karar vermiştir. Cumhuriyet ile saltanat arasındaki farkı ise “Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir idaredir” sözleriyle açıklamıştır.

Atatürk “Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir.” diyerek cumhuriyetçilik ilkesinin demokrasiyi esas aldığını vurgulamıştır. Demokrasinin en çağdaş şekilde uygulanmasının ise ancak cumhuriyet yönetimiyle mümkün olabileceğini savunarak çoğulcu yönetim anlayışını benimsemiştir. “Cumhuriyet, düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir.” sözüyle de bu anlayışını dile getirerek ülkemizde demokratik düzenin yerleşmesi için çalışmıştır.

Anayasa’mızın birinci maddesinde Türkiye Devleti’nin bir cumhuriyet olduğu belirtilirken ikinci maddesinde cumhuriyetimizin nitelikleri sıralanmıştır. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Böyle olduğu için de gücünü Türk milletinden almaktadır. Atatürk de “Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur.” sözüyle bu gerçeği dile getirmiştir.

Atatürk’ün cumhuriyetçilik ilkesi ve bu ilkenin eseri olan cumhuriyet yönetimi Türk toplumuna önemli faydalar sağladı. Cumhuriyet yönetimiyle birlikte milletimiz seçme seçilme hakkını elde ederek devlet yönetiminde söz ve karar sahibi oldu. Böylece saltanat yönetiminden kurtulup kendi geleceğini belirleme hakkına kavuştu. Atatürk, cumhuriyet yönetiminin getirdiği bu yeni anlayışı şu sözlerle ifade etmiştir: “Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümettir ki onun ismi cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükümettir. Artık hükûmet ve hükûmet üyeleri, kendilerinin millletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.”

Cumhuriyet yönetimi ülkemizde vatandaşların hak ve hürriyetlerini en iyi şekilde düzenledi. Türk vatandaşları Anayasa ile güvence altına alınan bu hak ve hürriyetlerden hiçbir ayrıma uğramadan serbestçe yararlanmaya başladı. Vatandaşların başta seçme ve seçilme olmak üzere, yerleşme, seyahat ve mülkiyet hakları ile düşünce, din ve vicdan hürriyetlerinden eşit şekilde yararlanmaları milli birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine önemli katkılarda bulundu.

Cumhuriyet devlet-vatandaş ilişkilerini yeniden ele alarak en iyi şekilde düzenledi. Bu yöne-tim biçiminde devletin görevi, vatandaşın temel hak ve hürriyetlerden yararlanması için eğitim, sağlık, güvenlik, adalet konularında gereken önlemleri almaktı. Buna karşılık vatandaş da vergi vermek, askerlik yapmak gibi sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüydü. Ayrıca kamu güvenliği ve kamu sağlığı söz konusu olduğunda kanunlar çerçevesinde özgürlüklerin sınırlanabileceğini bilmek ve yasalara saygı göstermek durumundaydı.

Atatürk devlet ile vatandaşın karşılıklı hak ve sorumlulukları ile ilgili şunları söylemiştir:

“Devlet, herkesin hakkını ve vazifesini tayin eder. Hiç kimse, tayin edilen hudut haricinde bir hak iddia edemez. Bunun gibi kendisi de fazla hiçbir vazife ile yükümlü tutulamaz.”

“Hakkın bulunduğu yerde vazife ve vazifenin bulunduğu yerde hak vardır. Yani, her insan aynı zamanda hem kendine ait birtakım haklara sahip hem de başkalarına ait hakların kendine yüklediği birtakım vazifelere sahiptir”

Fertlerin hürriyeti, devletin hakimiyet ve iradesinin korunmasına bağlıdır. Devlet iradesi felç olursa fertlerin hürriyetini muhafaza edecek hiçbir kuvvet ve vasıta kalmaz. Bundan ötürü hürriyeti yalnız bir taraflı değil, her iki taraflı düşünmek lazımdır.”

Cumhuriyet yönetimi temel hak ve hürriyetlere gösterdiği saygıyla ülkemizin çağdaşlaşması için gereken ortamın oluşmasını sağlamıştır. Türkiye laik ve demokratik cumhuriyet yönetimi sayesinde dünyanın saygın ve önde gelen ülkelerinden biri olmuştur.


Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.