Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedir? Belirtileri Ve Tedavisi

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedir Belirtileri Ve TedavisiÇocuklarda belli bir soruna işaret eden bir dizi belirti görüldüğünde dikkat eksikliği sendromu (DES) ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) akla gelir. Bu tip çocuklar dikkatsizdir, dikkatleri kolayca dağılır, bir işi uzunca bir süre yap maya dayanamazlar ve bir faaliyeti tamamlamadan bir başkasına geçmeye meyillidirler. Sürekli konuşurlar, bir yerde sakince oturamaz, bu yüzden “huzursuz çocuk” olarak görülürler. Aynı yaştaki çocukların arasında genellikle “sınıf şaklabanı” rolünü üstlenir ya da saldırgan davranışlarıyla dikkat çekerler. Bir başka belirti de dürtülerine göre davranmalarıdır. Fevri tepki verir ve uygun olmayan sözel patlamalarla dikkat çekerler.

Bu hiperaktif çocuklar uzun süreli ilişkilere girmeyi beceremez, davranışlarından dolayı genellikle çevreleri tarafından dışlanırlar, bu da onları iyice asosyal bir konuma iter. Sürekli sınır durumlar yaşar, canlanmak için aşırıya kaçan dış uyarılara gereksinim duyar, hem kendilerini hem çevrelerini tehlikeye sokabilirler. Bunun yanı sıra, sorunlu çocukların hiperaktif değil de ağır ve hülyalı, sessiz ve içine kapanık, korkak ve utangaç olduğu bir dikkat eksikliği sendromu türü de vardır. Bu çocukların da asıl sorunu dikkatlerini uzunca bir süre bir şeye odaklayamamalarıdır.

DES ya da DEHB, sürekli devam eden, şu anda tam olarak tedavi edilemeyen bir sorundur. Tedavinin amacı, bütün yaşam alanlarında çocuğun davranışlarını kalıcı sosyal ilişkiler kurmasına olanak verecek şekilde düzenlemektir.

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedenleri: Tüm gençlerin ve çocukların yaklaşık yüzde 4’ünde görülen bu karmaşık sorunun nedenleri henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak hastalarda, beyinde haberci rolü üstlenen, uyarıları bir sinirden diğerine ileten maddelerin (sinirsel ileticiler) aktarılmasında işlevsel bir bozukluk oluştuğu kanıtlanmıştır. Bu sorunda etkisi olan haberci maddeler dopamin ve noradrenalin olarak belirlenmiştir.

Aktarma işlemindeki sorundan dolayı beyne ulaşan uyarılar doğru bir şekilde fıltreden geçirilemez. Sonuçta çocuk aşırı uyarıya maruz kalır ve bu yüzden dikkatsiz, dürtüsel, hiperaktif davranış biçimleri sergiler. Kalıtımsal etmenler bunda önemli rol oynar: DES ve DEHB’nin ortaya çıkmasında genlerin etkisinin yüzde 70 civarında olduğu düşünülmektedir. Sorun erkek çocuklarda kızlara göre dört kat daha yaygındır. Kızlarda belirtiler daha çok hülyalı bir karaktere doğru giderken (DES, “aklı bir karış havada”), erkek çocuklarda daha çok hiperaktivite görülür (DEHB, “huzursuz çocuk”). Genetik etmenlerin yanı iara, gıda alerjisi ve aşırı derecede uyarılara maruz kalma gibi başka unsurların varlığı da akla gelmekle beraber, henüz etkileri kanıtlanmamıştır. Hamilelik sırasında alkol ve nikotin tüketimi, erken doğum ve ailede psikososyal sorunlar da birer risk faktörüdür.

Çocuğunuzda DES ya da DEHB olduğundan şüpheleniyorsanız, onu deneyimli bir çocuk doktoru, bir çocuk psikiyatri ya da bu konuda uzmanlaşmış bir çocuk kliniğinde muayene ettirin. Teşhis için belirleyici noktalar şöyle sıralanabilir: Belirtilerin çocuğun yaşına ve gelişimine göre dikkat çekici bir şekilde ön plana çıkması. Belirtilerin altı yaşından önce başlaması.Belirtilerin altı aydan daha uzun bir süre boyunca devam etmesi. Belirtilerin çocuğun yaşamının her alanında, yani evde, ana okulunda, okulda, boş zamanlarında ve arkadaşlarıyla beraberken görülmesi. DES ya da DEHB’si olan çocuklar ve gençler buna ek olarak genellikle okuma yazma zayıflığı ya da dil gelişiminde gerilik gibi kısmi performans eksildikleri de gösterir. Davranış sorunlarına bağlı olarak ayrıca ruhsal gelişim ve sosyal ilişkiler konusunda da bozukluklar göze çarpabilir.

Sorunlu çocukların yaklaşık yüzde 50’si sık sık düşmanca tavırlarla ve dışlanmayla karşılaşır, bu onların öz güven duygusuna zarar verir ve sıklıkla asosyal davranma eğilimlerini güçlendirir. Şimdiye kadar sanllanın aksine, dikkat eksikliği sendromu ve hiperaktivite belirtileri genellikle ergenlikle birlikte ortadan kalkmaz ve vakaların yüzde 50’sinde yetişkinlikte de varlığını sürdürür. Hiperaktivitede genellikle gerileme görülür, ama konsantrasyon zayıflığı ve dürtüsel davranma özelliklerinde değişme olmaz. Sosyal bağlantı kurma becerisinin eksildiğinden dolayı karakter bozuklukları sık görülür. Yetişkin yaşlarda ayrıca bu kişilerde kaza yapma riski de dikkat çekici derecede yüksektir.

Tedavi Olanakları: Dikkat sorunu olan çocukların aileleri, çeşitli unsurlar içeren terapi yardımı ve danışmanlık hizmetlerini yıllar boyunca almak zorunda kalır. Psikoterapi desteği, çocuğun gördüğü davranış terapisi, aile, öğretmenler ve diğer ilgili kişilerin (örneğin spor antrenörü) gördüğü terapiyle başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Gündelik yaşama sağlam bir yapı kazandıran, net kurallar ve zaman sınırlamaları şarttır. Burada, çocuğun çevresindeki yetişkinlerin de koyulmuş kurallara uyması belirleyicidir.

Ailenin tedaviyi yapan doktorla, öğretmen ve eğitmenlerle düzenli olarak görüşmesi, herkesin çocuğun durumunu daha iyi kavrayabilmesini ve durumuyla başa çıkmada ona destek olabilmesini sağlar. Gündelik hayatın akışında kesin ve sabit noktalar olması konsantrasyonu geliştirir ve sakin, uyaranların az olduğu bir ortam oluşmasına katkıda bulunur. Bir görevi yerine getirdiğinde ya da doğru davranışlar sergilediğinde çocuğu övmek önemlidir. Çocuğun olumlu davranış biçimleri dikkate alınır ve desteklenirse, öz güveni, böylelikle de ortak çabalara katılımı ve sosyal davranışları düzelir.

Psikoterapi ve pedagojik önlemlerin yanı sıra, ilaçlar da bu tedavilerin değişmez bir parçasıdır. Vakaların yaklaşık beşte dördünde ilaç alındığı sürece hiperaktif, dikkatsiz ve dürtüsel davranışlara bağlı sorunların azaldığı gözlemlenmiştir. Böylece çocuğun davranış terapisi ve psikoterapi esnasında önüne konulan kurallara uyması kolaylaşır. Bu da sosyal çevresiyle ilişkilerini ve böylece özgüven hissini geliştirir ve kendinden emin olmasını Sağlar. Ancak ilaç terapisine altı yaşından önce ve belirtiler çok belirgin olmadıkça girişmemek gerekir.

İlaç tedavisinde en çok metilfenidat içeren stimulanlar kullanılır (örneğin şurup, kapsül ya da tablet şeklinde Medikinet® ya da Ritalin®). Atomoksetin (Strattera®) genellikle ikinci seçenek olarak görülür. Bu stimulanlar sadece dört saat kadar etki gittiğinden, günümüzde ilaç endüstrisi gecikmeli çözülerek etkisini bütün güne eşit dozlarda bölünmüş şekilde gösterebilen “retard tabletler” sunmaktadır. Stimulan tedavisi ancak düzenli doktor kontrolü altında yürütülebilir. Psikoterapi tedavisi ancak çocuk yedi yaşına geldikten sonra ve bu tip tedaviyi anlayabilecek duruma gelince işe yarar.

Diğer tedavi çabaları, örneğin Bach çiçek terapisi, mineral desteği ya da gıda desteği veya bazı minerallerin ya da yiyeceklerin çocuğa verilmemesi yöntemleri nesnel kriterlere göre sonuç vermemektedir. Homeopati desteği belirlenmeden önce, homeopati eğitimi almış bir doktora başvurmak ve doktorun homeopati kriterlerine göre hastalık hikayesi alması gerekir.

DES ve DEHB’ye Karşı Kullanılan Başlıca Tedaviler: Psikoterapi ve davranış terapisi. Aile ve öğretmenlerin eğitilmesiyle uygulanan pedagojik önlemler. Stimulan ilaçlar

Doktorunuzun Yapabilecekleri: DES ya da DEHB’nin teşhisi son derece karmaşıktır ve ancak deneyimli bir çocuk ve genç doktoru ya da çocuk ve genç psikiyatri tarafından konabilir. Doktor ayrıntılı bir organik ve nörolojik muayene yapar, kaba ve ince motor becerilerini ve beden koordinasyonunu inceler. Çocuğa ilaç vermeden önce görme ve işitme testleri, EEG ve EKG (beyin dalgalarının ve kalp faaliyetinin ölçülmesi) ve kan testlerinin yapılması gerekir.

Zeka testi, dikkat testi, okuma, yazma ve hesap yapma testleriyle beraber psikolojik incelemeler de muayene sürecinin bir parçasıdır. Çocuğun yakın çevresindekilerin (anne baba, öğretmenler, eğitmenler, spor antrenörleri, vb.) çocuğun davranışlarıyla ilgili gözlemleri belli bir norma göre hazırlanmış anket formlarıyla değerlendirilmelidir. Çocuğa ve aileye doğru danışmanlık ve desteğin sağlanması için, teşhis koyarken titiz davranılması şarttır. Zaten ilaç tedavisine başlansa bile, doktor ve psikoloğun bunun yanı sıra terapi hizmeti de vermesi gerekecektir.

Sizin Yapabilecekleriniz: Gerekli tedavinin zamanında verilebilmesi için, çocuğunuzda DES ya da DEHB olduğunu düşünüyorsanız hemen doktora başvurun. Terapi seanslarını düzenli olarak takip edin ve terapiye katilin. Çocuğunuza tedaviyi destekleyici ilaçlar verildiyse, ilaçlarını düzenli olarak almasına ve düzenli aralıklarla kan testlerini yaptırmaya özen gösterin. Düzenli bir gündelik akışı oturtabilmek için, çocuğunuzla kararlaştırdığınız kurallara siz de uyun. Ve unutmayın: Lütfen çocuğunuzun olumlu taraflarını görün ve destekleyin. Çocuğunuz kasıtlı olarak başa çıkılması zor davranışlar sergilemiyor.


Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.