Güney Cephesi Hakkında Özet Bilgi | Sonuçları Ve Önemi

Güney Cephesi Hakkında Özet Bilgi Sonuçları Ve Önemiİtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Güney Anadolu topraklarımızı işgale başladılar. Bu devletlerden Fransa, 11 Aralık 1918’de çoğu Ermenilerden oluşan dört yüz kişilik bir kuvvetle Dörtyol’a girdi. Ardından verimli Çukurova topraklarını sömürgeleştirmek amacıyla Adana’yı işgal etti. Fransız işgali Ermeni çetelerinin yardımıyla Kazan, Osmaniye, Tarsus, Mersin ve Pozantı’yı içine alacak şekilde genişledi.

Adanada Milli Mücadele

Çukurova bölgesinde Fransızların ve onların silahlandırdığı Ermenilerin saldırılarına karşı ilk milli teşkilat Karaisalı’da kuruldu. Silahlı direnişe geçen Adanalılar düşmana karşı kahramanca çarpıştılar. Bu çarpışmalar sırasında bir Fransız birliği Pozantı’da esir düşerken Dörtyol ve Osmaniye’deki işgal kuvvetleri de geri çekilmek zorunda kaldılar. Fransızlar 20 Ekim 1921’de TBMM Hükumeti ile imzaladıkları Ankara Antlaşması’yla Adana ve çevresindeki işgallerine son verdiler. Çukurova’daki milli mücadele sırasında fedakarlıklarıyla tarihe geçmiş kahramanlarımız vardır. Bunlardan biri de aşağıda anlatılan Tayyar Rahmiye Hanım’dır.

Maraş, Urfa ve Antep Savunmaları

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Antep, Maraş ve Urfa’yı işgal eden İngilizler bir süre sonra aralarında yaptıkları paylaşım antlaşması gereği bu şehirleri Fransızlara bıraktılar. Fransızlar bölgeye girdikleri andan itibaren Ermenilerle iş birliği yaparak Türklere karşı baskı ve şiddet uygulamaya başladılar. Türkler de onların bu saldırıları karşısında Kuvayımilliye birlikleri kurarak savunmaya geçtiler.

Maraşlıların Kahramanlık Destanı Maraş, İngilizlerin çekilmesinden sonra 30 Ekim 1919’da çoğunluğu Ermenilerden oluşan Fransız birlikleri tarafından işgal edildi. Bu olaydan birkaç gün sonra bazı Fransız askerleri ve onlarla birlikte hareket eden Ermeniler sokakta evlerine gitmekte olan bir grup Türk kadınının yolunu kestiler. Onlara “Burası artık Türklerin değildir, Fransız memleketinde peçe ile gezilmez.” deyip kadınlardan birinin peçesini yırttılar. Bunun üzerine çevresinde Sütçü İmam adıyla tanınan vatansever bir Maraşlı aşağıdaki metinde de okuyacağınız gibi olaya neden olan askeri öldürdü.

Sütçü İmam (1871 – 1922): Maraş’taki Fransız – Ermeni askerleri 31 Ekim 1919 günü Uzunoluk semtinde evlerine gitmekte olan üç Türk kadınına “Burası artık Türk memleketi değildir. Fransız müstemlekesinde peçe ile gezilmez” diyerek saldırıda bulundular. Silahsız şekilde olaya müdahale etmek isteyen Çakmakçı Sait’i de şehit ettiler, Bunun üzerine caddenin karşısındaki dükkanında bulunan Sütçü imam, tabancasını alarak hızla olayın olduğu yere geldi ve askerlerden birini öldürdü. Ardından da yakalanmamak için Nalbant Bekir’den emanet aldığı bir ata binerek Ağabeyi’ köyüne gitti. İzini kaybettiren Sütçü imam işgal güçlerinin bütün çabalarına rağmen bulunamadı. Bu olaydan sonra Sütçü imam, gündüzleri köy köy dolaşarak düşmana karşı direniş çağrısı yaptı. Geceleri ise şehre inerek düşmana karşı başlatılan direnişe yardım etti. Böylece 22 gün süren Maraş Harbi’ne katılıp şehrin kurtuluşuna katkıda bulunan Sütçü imam düşmana ilk kurşunu atarak Maraş’ın kurtuluş mücadelesini başlatmış oldu.

Sütçü İmam olayının ardından Maraş’ta başlayan gerilim, Fransızların kaledeki Türk bayrağını indirip kendi bayraklarını çekmesiyle daha da arttı. Maraş Ulu Cami İmamı Rıdvan Hoca’nın, cuma namazı için toplanan halka, kalelerinde hür bayrağı dalgalanmayan esir bir memlekette cuma namazı kılınamayacağını söylemesi ise halkın bağımsızlık duygusunu harekete geçirdi. Bunun üzerine Maraşlılar kaledeki Fransız bayrağını indirip yerine yeniden Türk bayrağını çektiler. Fransızlar Maraş’ta giderek güçlenen bu direniş ruhunu kırmak amacıyla şehrin ileri gelenlerini tutukladılar. Ancak bu kez de kahraman maraş halkının silahlı direnişiyle karşılaştılar.

Mustafa Kemal, Maraşlıların başlattığı kurtuluş mücadelesine destek olmak için bazı silah arkadaşlarını o bölgeye gönderdi. Bu arada çevredeki Kuvayımilliye birlikleri de Maraşlıların yardımına koştu. Böylece giderek güçlenen Türk direnişi karşısında tutunamayan Fransızlar ve Ermeniler şehir içinde yaşanan şiddetli çarpışmalarda büyük kayıplar verdiler. 11 Şubat 1920 gecesi de karanlıktan faydalanarak şehri gizlice terk ettiler.

Maraş’ın düşman işgalinden kurtarılması Milli Mücadele’de kazanılan ilk zafer oldu. Henüz Büyük Millet Meclisinin açılmadığı ve düzenli ordunun kurulmadığı bir dönemde kazanılan bu zafer ülke içinde ve dışında büyük yankılar uyandırdı.

Kendi Kendini Kurtaran Şehir: Urfa

Urfa önce İngilizler daha sonra da 30 Ekim 1919’da Fransızlar tarafından işgal edildi. Fransızlar diğer şehirlerde olduğu gibi Urfa’da da Ermenilerle iş birliği yaptılar. Diğer yandan Urfalıları birbirlerine karşı kışkırtarak bölmeye çalıştılar. Urfa’da Ermeniler, Fransızlardan aldıkları cesaretle Türk halkına karşı onur kırıcı ve tahrik edici davranışlarda bulunmaya başladılar, Urfalılar bağımsızlıklarına, milli birlik ve beraberliklerine yönelik bu saldırılara karşı Urfa Müdafaa-i Hukuk Cemiyetini kurdular. Cemiyetin başkanlığına ise Mustafa Kemal tarafından bölgeye atanan Yüzbaşı Ali Saip Bey’i getirdiler. Ali Saip Bey, Urfa halkını Fransızlara karşı mücadeleye çağırarak 3.000 kişilik bir kuvvet topladı. Ardından da Urfa’daki Fransız Komutanlığına bir ültimatom vererek şehrin 24 saat içinde boşaltılmasını istedi. Ancak Fransızlar, Ali Saip Bey’in uyarısında oyalayıcı cevaplar vererek şehri terk etmediler. Bunun üzerine Urfa’daki Türk birlikleri Fransızlara karşı silahlı mücadeleye başladılar.

Urfalılar iki ay kadar süren çatışmalar sırasında dışarıdan yardım alma imkanı bulamadılar. Ancak özgürlük ve bağımsızlıklarını kaybetmemek için birlik beraberlik ve dayanışma içinde şanlı bir direniş sergilediler. 11 Nisan 1920’de de düşmanı şehirlerinden atmayı başardılar. Urfalılar düşmana karşı gösterdikleri bu şanlı direnişin sonunda kazandıkları zaferle ilgili duygularını şu halk türküsünde dile getirmişlerdir.

Antepli Gazilerin Direnişi

Maraş ve Urfa gibi Antep de önce İngilizler daha sonra da 29 Ekim 1919’da Fransızlar tarafından işgal edildi. Fransızlar ve onların silahlandırdığı Ermenilerin saldırıları Antepliler tarafından tepkiyle karşılandı. Antep Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de kentteki işgalcilere Suriye’deki Fransız Komutanlığından gelen yardımları engelleme kararı aldı. Bu amaçla Üsteğmen Şahin Bey’i Kilis Kuvayımilliye Komutanlığına getirerek Fransızların yolunu kesmekle görevlendirdi. Aşağıda kısa öz geçmişini okuyacağınız Şahin Bey bu göreve atandıktan sonra Antep’e girmek isteyen Fransız birliklerini bozguna uğrattı. Kendisinden yolu açmasını isteyen Fransız Komutanlığına da şu mektubu yazdı:

“Kirli ayaklannızın bastığı şu toprakların her zerresinde Türk kanı vardır. Her bucağında bir atarım mezarı vardır. Eski zamanlardan beri Türkler bu topraklarda yaşamaktadır. Türk bu topraklara, bu topraklar da Türk’e ısındı, kaynadı. Sadece siz değil, bütün dünya bir araya gelse bizi bu topraklardan ayıramaz. Sonra sen, Türk esir yaşamaz, diye duymadın mı? Namus ve hürriyeti için ölüme atılmak bize, ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Sizler canı kıymetli insanlarsınız. Bize çatmayınız. Bir gün evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza.”

Fransızlar, Şahin Bey’in tuttuğu Kilis-Antep yolunu açmak için 26 Mart 1920’de Antep’e doğru ilerleyişe geçtiler. Şahin Bey onları durdurmak için emrindeki zayıf kuvvetiyle üç gün boyunca kahramanca direndiyse sonunda Fransız süngüleri altında şehit düştü.

Şahin Bey’in şehit düşmesinden sonra Antep’teki Kuvayımilliye birliklerinin komutanlığını Mustafa Kemal’in emriyle Kılıç Ali Bey üstlendi. Kılıç Ali Bey şehri kuşatan ve top ateşine tutan Fransızların teslim olmaları yönündeki çağrılarını reddederek mücadeleyi sürdürdü. Kadın, çocuk, yaşlı demeden tüm Antepliler modern silahlara sahip güçlü bir orduya karşı taş, sopa, balta, av tüfeği gibi basit silahlar kullanarak kahramanca savaştılar. Ancak açlık, susuzluk ve cephanesizlik yüzünden 9 Şubat 1921’de teslim olmak zorunda kaldılar.

Güney Cephesi’nde Fransızlara ve onlarla iş birliği yapan Ermenilere karşı sürdürülen mücadele Sakarya Zaferi’nin kazanılmasına kadar devam etti. Bu zaferin ardından Fransızlar, Güney Anadolu topraklarında tutunamayacaklarını görerek 20 Ekim 1921’de TBMM Hükumeti ile Ankara Antlaşması’nı imzaladılar. Bir süre sonra da işgal altında tuttukları Adana ve Antep’ten çekildiler.

Benzer Yazılar


10 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.