Radyo Nasıl İcat Edildi? Radyonun İcadı Ne Zaman | Tarihi Gelişimi

Radyo Nasıl İcat Edildi Radyonun İcadı Ne Zaman Tarihi GelişimiGuglielmo Marconi (1874-1937), İngiltere’nin güneydoğusunda Poldhu vericisinden gönderilen işaretlerden Amerika’nın kuzeybatısındaki Newfoundland kıyılarında bir balonla yükseltilen anten aracılığıyla ilk kez üç Mors noktası (s harfi). kaydettiğinde tarih 12 Aralık 1901’di. Radyonun bulunuş tarihi olarak alınabilecek kadar önemli olan bu olay, Marconi’nin ününü doruk noktasına çıkardı. Radyonun babası sayılan Marconi, elektromanyetik dalgalarla işaret göndermenin yaygın kullanılabilirliğini ilk düşünen insanda. Radyoyu bulmasına kadar uzanan süreç içinde telsiz telgraf haberleşmesini tasarlamış, gerçekleştirmiş ve geliştirmişti. Babası varlıklı bir İtalyan, annesi İrlandalı olan Guglielmo Marconi, öğrenimini genellikle özel öğretmenlerin rehberliğinde Bologna ve Floransa’da yaptı. Elektromanyetik dalgalar konusu, Liverno Teknik Okulunda Vincenzo Rosa ve daha sonra Bologna’da Augusto Righi ile yaptığı çalışmalar sonunda ilgisini çekti.

Marconi’nin elektromanyetik dalgalarla deneylere başlaması, bu dalgaların varlığını deneysel olarak gösteren Heinrich R. Hertz’in (1857-1894) öldüğü 1894 yılına rastlar. Bu dalgaların var olabileceği, ilk kez, Michael Faraday’ın (1791-1867) ileri sürdüğü manyetik alan güç çizgileri kavramı ve keşfettiği elektromanyetik indüklemeden esinlenen James Clerk Maxwelfin (1831-1879) 1864-1873 yılları arasında geliştirdiği elektromanyetizma kuramı çerçevesinde kendini göstermişti. Hertz’in 1888’de bunları gözlemlemesinden sonra Sir. Oliver J. Lodge (1851-1940) bu dalgalarla laboratuvar] içinde Mors işaretleri gönderebildi. Bu başarının önemini hemen kestiren Marconi, işaretleri daha uzağa gönderebilme ve daha duyarlı alabilme yollarını bulmak amacıyla deneylere girişti. Dalga kaynağı olarak o da herkes gibi bir Ruhmkorff makarası kullanmaktaydı. Btinun birincil makarasına akım veren devreye bir Mors anahtarı koyarak işaret çeşitliliği sağlanıyordu. Alıcı olarak da Hertz halka rezonatörü yerine bir “uyumlanıcı” kullanmayı denedi. Her işaret alımından sonra mekanik bir darbe ile yeniden etkinleştirilmesi gereken uyumlanıcıya bu işi, gelen işaretle etkilenen bir zil tokmağı mekanizmasıyla yaptırmayı gerçekleştirdi. Daha sonra makaranın kıvılcım uçlarından birini uzatıp yüksekteki bir metal silindir veya levhaya, diğerini de toprağa bağlamakla işaret menzilinin arttığını gördü. Aynı anten düzenini alıcıya da uyguladığında işaret menzilini 3 kilometreye yaklaştırmayı başardı.

Bu sonuçlar Marconi’yi aygıtın ticari kullanıma yatkınlığına inandırmaya başladı. 1896’da patentini aldığı bu mekanizmayı geliştirmek için İtalyan hükümetinden destek bulamayınca aynı yıl İngiltere’ye gitti. Britanya Posta idaresi yeni doğmuş olan telsiz telgraf için Marconi’yi destekledi. Bir yıl içinde menzil 20 kilometreyi bulmuştu. Anten yüksekliğini daha da arttırarak 1899’da Dover (İngiltere) ile Boulogne (Fransa) arasında ilk Manş-aşırı telsiz telgraf haberleşmesi yapıldı. İlk ticari telsiz-telgraf haberleşmesi ise 1897 yılında kurulan “Telsiz-Telgraf ve işaret Limited Şirketi” aracılığıyla dönemin ünlü fakat yaşlı iki İngiliz fizikçisi Kelvin ve Stokes arasında bedeli ödenerek gönderilen “Marconigram”la yapılmıştı. Bu şirket 1900 yılında “Marconi Telsiz Telgraf Şirketi”ne dönüştü. Marconi 1899’da iki ABD gemisini donatarak ünlü Amerika kupası yat yarışının gidişini New York’a iletti. Böylece kazandığı büyük başarıyla dünya çapında ilgi uyandırdığı gibi, “Amerika Marconi Şirketinin kurulmasına yol açtı. 1900 yılındaki 7777 numaralı ünlü patentiyle, Sir Oliver Lodge’un çalışmalarına dayanan telsiz verici ve alıcılarında frekans ayarlaması yapılmasını, böylece değişik istasyonların birbirine karışmadan gönderme yapmalarını sağlayan sistemi ortaya koydu. Ancak Marconi’nin en büyük başarısı, önceleri dünyanın eğriliği yüzünden 200-300 kilometreyi aşamayacağı sanılan telsiz haberleşmesinin Atlas Okyanusu ötesine ulaşmasıyla ortaya çıkmıştır.

Marconi kullandığı elektromanyetik dalgaların yeryüzünün eğriliğini izleme eğiliminde olduğunu sezmişti. Nitekim Poldhu ile Newfoundland’da St. John arasında gerçekleştirdiği deneyle de hem bunu kanıtlamış hem de ilk radyo sistemini ortaya çıkarmış oldu. Marconi’nin kullandığı boyda elektromanyetik dalgaların atmosferde bulunan iyon katmanı tarafından yansıtılarak yeryüzüne geri dönmekte olduğunu ertesi yıl Arthur E. Kennelly ve Oliver Heaviside da ayrı ayrı açıklayacaklardı. 1904’de Sir John A.Fleming’in akımı bir yönde geçiren en basit elektronik birim olan diyotu, 1906’da da Lee de Forest’in diyottaki iki elektrodun arasına kafes adı verilen üçüncüyü ekleyerek triyotu bulmasıyla birlikte her türlü radyo sistemini bugünkü kusursuzluğuna eriştirecek olan elektronik biliminin de temelleri atılmış oluyordu. Radyo sözcüğü bugün elektromanyetik dalgalarla her türlü ses ve işaret aktarmayı ifade etmektedir. Hatta elektromanyetik dalga spektrumunun, dalga boyu birkaç santimetre ile birkaç kilometre arasında olan bölgesine radyo dalgalar’ adı verilmektedir. Radyo dalgalarına ses taşıtmak için önceleri “ses çarkı” kullanılırdı. 1902’de Reginald A. Fassenden “heterodin” düzenini geliştirdi.

Fassenden, telsiz telgrafta uğraşmadığı halde 1900 yılında ilk kez elektromanyetik dalgalarla ses gönderimi ve alımını gerçekleştirmiş olan fizikçiydi; bu anlamda, radyo ile Marconi’den bile önce tanıştığı düşünülebilir. Güç karıştırması olarak da ifade edilebilecek olan “heterodin” düzeniyle Fassenden’in yaptığı katkı, alıcı devreye vericininkine yakın sıklıkta bir başka dalga üreteci ekleyerek ikisinin karışımından oluşan “batmanları” (şiddet dalgalanmaları) duyulabilir ses sıklığı düzeyine getirmesiydi. Böylece ses taşıma işlemi kolaylaşmış oluyordu. Marconi daha sonra alıcı ve verici mekanizmalarını geliştirmeye girişti. Sonraki yıllarda çoklu gönderme sistemini, uyumlanıcıdan çok daha duyarlı olan manyetik alıcı birimini, yöneltilmiş yatay anteni bulup geliştirdi. Bunlardan ilki bir taşıyıcı dalga Ele birden çok haber gönderilmesini sağladı; ikincisi alıcının duyarlığını arttırırken, sonuncusu gönderme şiddetinin yükselmesini ve dolayısıyla uzun menzilli ticari haberleşmenin gelişmesini olanaklı kıldı. 1910 yılında Buenos Aires’de 9600 km. uzaklıktaki İrlanda’dan gelen mesajları alırken kullandığı dalga boyu 8000 m. idi. iki yıl sonra kıvılcımla türeyen sönümlü dalgaların yerine geçecek zamanlı kıvılcım yöntemiyle neredeyse-sürekli dalga üreteçlerini geliştirdi.

Bu sayede dalga boyu seçimi de önemli ölçüde kolaylaşmaktaydı. Bilimsel çalışmalarını ticari uygulamalarını da gözeterek sürdüren Marconi, deney ve başarılarının sonuçlarını çoğu zaman gemiyle denize açılarak denetlemekteydi. 1921′ yılından sonra da bu amaçla “Elettra” adlı yatına yerleşerek Avustralya’ya kadar haberleşme olanaklarını araştırdı. Nobel Fizik ödülünü 1909 yılında Karl Ferdinand Braun ile birlikte kazanan Marconi, 1929 yılında Italyan hükürnetince “Marchese” ünvanıyla “soylu” kılındı. 1930 yılında ise İtalyan Krallık Bilim Akademisine başkan seçildi. 1937’deki ölümüne kadar süren yoğun bilimsel ve ticari çalışmaları arasında çeşitli diplomatik görevler de üstlenen Marconi, 1917’de Amerika Birleşik Devletleri’nin I. Dünya Savaşına girmesiyle ilgili temaslarda İtalyan heyetinde üye olarak ve 1919’da i. Dünya savaşının bitiminde yapılan Paris Antlaşmasında İtalyan Heyetine başkanlık ederek etkin oldu.

Benzer Yazılar


8 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.