Türk Medeni Kanununun Kabulü Hakkında Bilgi

Türk Medeni Kanununun Kabulü Hakkında BilgiMedeni hukuk insanların hak ve yükümlülükleri ile toplumsal ilişkilerini düzenler. Osmanlı Devleti Dönemi’nde medeni hukukun temeli Mecelle adıyla bilinen kanun kitabına dayanıyordu. Ancak Mecelle yalnızca Müslümanlara yönelik düzenlemeler içerdiğinden diğer dinlere mensup Osmanlı vatandaşlarını kapsamıyordu. Bu Kanun’da kadın erkek eşitliği de gözetilmemişti. Oysa Türk kadını tarihin çok eski devirlerinde bile toplum içinde önemli bir yere sahipti. Orta Asya Türk devletlerinde hakanın eşi olan hatun törenlerde hazır bulunur, emirnameler “Hakan ve hatun buyuruyorlar ki” sözüyle başlardı. Bu durum Atatürk tarafından şu şekilde ifade edilmiştir:

“Kadınlarımızın her millette olduğu gibi bizim milletimiz için de ne kadar yüksek ehemmiyeti olduğunu söylemeye lüzum yoktur. Bizim milletimizde kadın, eskiden bu ehemmiyeti hakikaten en yüksek derecede kazanmıştır.”

Türkiye Cumhuriyeti hiçbir ayrım yapmaksızın bütün vatandaşlarını eşit kabul eden bir anlayışla kurulmuştu. Bu durumda Mecelle yerine hangi dinden olursa olsun herkesi kapsayacak çağdaş esaslara göre düzenlenmiş yeni bir medeni kanunun yürürlüğe konulması gerekiyordu. Mustafa Kemal de bir konuşmasında “Gerçekte biz, asrın icaplarına ve milletin hakiki ihtiyaçlarına göre kanun yapmalıyız.” diyerek böyle bir kanuna olan ihtiyacı vurgulamıştı. Bunun üzerine hukukçulardan oluşan bir komisyon Batılı ülkelerin medeni kanunlarını inceledi. Yapılan incelemeler sonucunda İsviçre Medeni Kanunu’nun model alınmasına karar verildi. Bu Kanun’dan yararlanılarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu ise 17 Şubat 1926’da TBMM’de kabul edildi.

Türk Medeni Kanunu 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girdi. Bu Kanunla birlikte ülkemizde bütün vatandaşların eşitliği ilkesine dayanan yeni bir hukuk düzenine geçildi. Laik nitelik taşıyan bu Kanun’un kabulünden sonra dini inancına bakılmaksızın her Türk vatandaşı aynı hukuka tabi oldu. Böylece Türk Medeni Kanunu ülkemizde milli birliğin sağlanması ve milli kimliğin kazanılmasına çok değerli katkılar sağladı.

Medeni Kanun iş hayatında ve aile içinde kadın ile erkeğin konumunu ve rollerini değiştirdi. Bu Kanun Türk aile yapısını ve Türk kadınının toplumdaki yerini de güçlendirdi. Toplum hayatında Türk kadınına önem veren bu Kanun evlenmeyi resmi bir işlem olarak kabul etti ve nikâhın devlet adına yetkili evlendirme memuru tarafından kıyılması zorunluluğunu getirdi. Kanun’a göre bundan böyle bir erkek ancak bir kadınla evlenebilecek; evlenme yalnız erkeğin değil, kadının da onayı alınarak gerçekleşecek ve ailede kadın ile erkeğin hakları eşit olacaktı. Kadına evlenmede olduğu gibi boşanmada da söz hakkı tanınacak ve boşanma kararı yalnızca mahkemeler tarafından verilebilecekti. Diğer yandan bu Kanun’un yürürlüğe girmesiyle ülkemizde kadın mirastan pay alma ve mahkemelerde tanıklık yapma konularında erkekle eşit hâle geldi. Ayrıca istediği alanda eğitim alma, erkekle aynı işlerde çalışma ve eşit ücret alma haklarını elde ederek toplumdaki yerini güçlendirdi.

Benzer Yazılar


Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.